Tahran, Zengezur Koridoru’nu İran’ı jeoekonomik olarak by-pass etme, NATO/ABD varlığını kuzey sınırlarına yaklaştırma ve İsrail’in istihbarat ile lojistik erişim kapasitesini genişletme potansiyeline sahip bir jeopolitik kaldıraç olarak değerlendirmektedi
İran-İsrail çatışmasının hemen ardından kurulan ve en üst düzey güvenlik bürokratlarını bir araya getiren Savunma Konseyi, bazı çevrelerce ülkenin sürekli teyakkuz halinde bulunmasını sağlayacak “daimi bir savaş odası” olarak tanımlanmaktadır.
Türkiye, İran-İsrail çatışmasını bölgesel ve küresel güvenlik perspektifinden değerlendirmiştir.
Bu kararın İran için en önemli riski, NPT yükümlülüklerini açıkça ihlal ederek ülkeyi uluslararası hukuk açısından çok daha savunmasız bir konuma getirmesidir.
“Çin’in “müdahalesizlik” söylemi ile küresel jeopolitik gerçeklikler arasındaki gerilim, günümüz konjonktüründe Çin’i bir çıkmaz sokağa sürüklemiş gibi görünmektedir.”
İsrail, hava kuvvetlerinin teknolojik üstünlüğü, hassas güdümlü mühimmat envanteri ve gelişmiş istihbarat/izleme sistemleri sayesinde İran’ın nükleer ve füze altyapısına büyük zarar verirken; İran ise kitlesel dron ve füze saldırılarıyla doğrudan misillem
Saldırılar sonrasında İran, saldırı öncesine göre nükleer silaha erişim kapasitesine teknik olarak uzak olsa da irade olarak daha yakın olduğu söylenebilir.
İsrail saldırılarının kısa vadeli seyrinde İran’ın askerî ve diplomatik manevraları önemli rol oynayacak olsa da kriz sonrası aşamada çatışmanın İran toplumunda yarattığı travma ve sorgulama belirleyici olacaktır.
İranlı yetkililerin ülkelerinin ekonomik baskılardan etkilenmediği izlenimini vermeye çalışması, siyasi ve diplomatik bir tutum olarak anlaşılabilir olsa da İran ekonomisinin yaptırımların baskısı altında ezildiği gerçeğini değiştirmiyor.
Etiyopya ile imzalanan bu mutabakat zaptıyla İran, Afrika kıtasında uzun süredir izlediği dolaylı etki politikasını geride bırakarak doğrudan, resmî ve kurumsal bir iş birliği modeline geçiş yapmıştır.
Müzakerelerin ilerlemesi ve olumlu bir sonuca ulaşması için ya ABD’nin maksimalist tutumundan vazgeçmesi ya da tarafların uranyum zenginleştirme konusunda karşılıklı kabul edilebilir bir uzlaşı noktası bulması gerekmektedir.
E3, geçmişte olduğundan farklı olarak halihazırda nükleer müzakerelerde güçlü bir aktör olmasa da elindeki “tetik mekanizması” kozundan dolayı İran için hâlâ önem taşıyor.