ABD ve İran devlet başkanları tarafından imzalanan, 60 gün süreyle geçerli olan ve iki ülke arasında kapsamlı müzakerelerin önünü açan mutabakatın İsrail’de birçok kesimin ezberini bozduğu görülmektedir.
Mevcut ateşkes ve zayıf mutabakat, krizi kalıcı olarak çözmekten ziyade dondurarak çatışmayı taktiksel düzeyde erteleme işlevi görmektedir.
Konunun yapısal ve konjonktürel boyutlarına bir bütün olarak bakıldığında, ABD Başkanı Trump’ın tarihe “İran dosyasını kapatan lider” olarak geçme arzusunun, onu stratejik açmazlarla karşı karşıya bıraktığı görülmektedir.
Nükleer dosya, İran açısından savaş sonrası pazarlık sürecinin bir parçası hâline gelirken ABD açısından ise savaşın başlıca başarı alanlarından biri olmayı sürdürmektedir.
İran-ABD ateşkesi bugün için barışa açılan sağlam bir kapıdan ziyade, her an kapanabilecek dar ve hassas bir geçiş alanı görünümündedir. Diplomasi canlılığını korusa da bu hareketlilik tek başına iyimserlik üretmek için yeterli değildir.
Atama, dışarıdan gelen bir komutanın teşkilatın başına getirilmesi, rejim değişikliği beklentisinin kurumsal düzeyde sürdürülmesi ve İran dosyasının Başbakanlık Ofisi’nin doğrudan yönetimine geçmesi gibi unsurları bir arada barındırmaktadır.
Savaşın seyri, temel bir paradoksu gözler önüne sermektedir: Başlıca aktörlerin hiçbiri kesin bir zafer elde edebilecek kapasitede görünmezken, tamamı istikrarlı bir çözümü engelleyecek yeterliliği muhafaza etmektedir.
Hürmüz Boğazı Yönetim Planı, 1982’den bu yana transit geçiş rejimine yöneltilmiş en kapsamlı ve somut itiraz niteliği taşımaktadır.
İsrail’in 2026 başından itibaren takındığı tutum “sessizlikten” çok, bilinçli biçimde sürdürülen çok katmanlı bir belirsizlik stratejisi görüntüsü vermektedir.
Gerilimin düşürülmesi, Moskova’nın çıkarlarına açık biçimde hizmet etmektedir zira bir askerî çatışma, komşu bölgelerde istikrarsızlaşma riskini artıracak ve dikkat ile kaynakları diğer öncelik alanlarından uzaklaştıracaktır.
Umman görüşmeleri, bir çözümün habercisi olmaktan çok, çözüm ihtimalinin hangi sınırlar içinde mümkün olabileceğini test eden uzun soluklu müzakere evresinin başlangıcı olarak okunmalıdır.