Arama Sonuçları: " yaptırımlar"

Mutabakat zaptı, İran sorununu çözen nihai bir uzlaşıdan çok bu dosyayı siyasi olarak yönetilebilir bir seviyeye indirme arayışının parçası olarak okunmalıdır.

İran, ABD’den gelecek ve sivil altyapıyı hedef alacak bir ikinci dalgadan kaçınmak isterken ABD ise savaşı daha maliyetli kılmadan Hürmüz ve nükleer meseleyi çözmek istemektedir.

İran’ın yaklaşımı müzakere taktiğinden ziyade hayatta kalma ve caydırıcılık eksenli bir stratejik zorunluluktur.

Konunun yapısal ve konjonktürel boyutlarına bir bütün olarak bakıldığında, ABD Başkanı Trump’ın tarihe “İran dosyasını kapatan lider” olarak geçme arzusunun, onu stratejik açmazlarla karşı karşıya bıraktığı görülmektedir.

Nükleer dosya, İran açısından savaş sonrası pazarlık sürecinin bir parçası hâline gelirken ABD açısından ise savaşın başlıca başarı alanlarından biri olmayı sürdürmektedir.

İran-ABD ateşkesi bugün için barışa açılan sağlam bir kapıdan ziyade, her an kapanabilecek dar ve hassas bir geçiş alanı görünümündedir. Diplomasi canlılığını korusa da bu hareketlilik tek başına iyimserlik üretmek için yeterli değildir.

İran Pasif Savunma Teşkilatı, orta ölçekli bir gücün teknolojik üstünlük karşısında geliştirebileceği en iddialı konvansiyonel hayatta kalma programlarından biri olarak değerlendirilebilir.

Savaş, tek başına yeni bir kriz üretmekten çok mevcut kırılganlıkları derinleştiren bir çarpan işlevi görmektedir.

Güney Pars’a yönelik bir saldırı, üretim kapasitesinde aylar hatta yıllar sürebilecek kayıplara yol açabilir. Bu durum, elektrik üretimi, sanayi ve şehir yaşamı üzerinde kısa sürede ağır ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğurabilir.

Kremlin bugün gündemi şekillendiren bir aktörden çok gelişmelere tepki veren edilgen bir konuma yaklaşmış görünmektedir.

Tahran, ontolojik güvenlik anlayışından taviz vermek istemese de bu süreci bazı tavizler ve yeni gerilimler olmadan sürdürmesi güç görünmektedir.