Deprem nedeniyle Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve politik sorunlara gebe olduğunu vurgulayan İran basınında, “Deprem Erdoğan’ı enkaz altında bırakır.” söylemi hâkimdir.
Tahran’ın Azerbaycan’a yönelik gerilimi tırmandırma eylemleri çerçevesinde gelişen elçilik saldırısını irdeleyen İran basınında, Bakü ve Ankara’ya karşı manipülatif bir üslup hâkimdir.
Reformcular; protestoları, ülke siyasetindeki eski rollerini yeniden elde etmek için müesses nizama karşı bir baskı ve pazarlık aracı olarak kullanmaya çalışmış olsa da amaçlarına ulaşamamıştır.
Kazakistan, geliştirdiği ikili ilişkilerin yanında Azerbaycan ve Türkiye ile TDT kapsamında; İran’la ise ŞİÖ ve hatta AEB kapsamında ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmektedir.
Geçtiğimiz hafta; İran’ın Zengezur Koridoru yakınlarında başkonsolosluk açması, Şah Çerağ Türbesindeki terör saldırısı ve DMO ile İstihbarat Bakanlığının protestolara ilişkin ortak bildirisi mercek altına alınmıştır.
Devrim’in ardından önemli kurumlarda görev alan ancak daha sonra muhalif bir portreye dönüşen Humeyni’nin öğrencisi ve Hamenei’nin eniştesi Şeyh Ali Tahrani vefat etti.
Yapılan tahminler ve spekülasyonlar bir tarafa; Hamenei’nin halefinin kim olacağı üzerinde muhtemelen çalışılmış ve bu konuda rızaya dayalı bir mutabakat şimdiden sağlanmıştır.
Emini’nin ölümü üzerinden yürütülen etnik siyaset, sessiz ve sokağa çıkma konusunda kararsız İranlıların tereddütlerini artırıyor.
Müesses nizam, mevcut politikalarından ödün vermemekte kararlı gözükmekte ve şahlık rejiminin gösterdiği zaafın sistemin devrilmesine mal olduğu deneyiminden yola çıkarak bu kararlılığını sürdüreceğinin altını çizmektedir.