İran-Umman Arasında Tazelenen Diyalog

Abdullahiyan’ın Umman ziyareti, Viyana’da devam eden müzakereler ve diğer bölgesel konularda Umman’la iş birliğine önem verdiğini ve Umman’ın da buna olumlu yaklaştığını göstermektedir.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, 10 Ocak Pazartesi günü Umman’a gitti. Bu ziyaretin; Umman’ın geçmişten günümüze Basra Körfezi’nde gerek İran’ın gerekse de Suudi Arabistan’ın tek başına baskın güç olmasını istememesi ve bu bağlamda İran’la kritik zamanlarda iş birliği hâlinde olması ile yakın ilgisi var. Zira İran’ın İslam Devrimi öncesi dönemde, 1970–1977 yılları arasında, Umman’ın az gelişmiş bölgelerinden biri olan Zafâr şehrinde yükselen ayrılıkçı hareketleri bastırmak üzere Umman’a destek vermesi ve bu kapsamda iki ülke arasında askerî iş birliği komitesi kurulması, günümüze kadar sürdürülen bir ilişki şekline dönüşmüştür.

Nitekim Abdullahiyan’ın pazartesi gerçekleşen ziyareti öncesinde bahsi geçen bu komite çerçevesinde 14 Aralık 2021’de Umman’dan üst düzey bir askerî heyet, İran’ı ziyaret etti. Görüşmelerde iki ülke yetkilileri, Basra Körfezi’nde deniz kuvvetlerinin ortak bir tatbikat yapacağını açıkladı. İran Genel Kurmay Başkanı Muhammed Bakıri ile de görüşen Umman heyetinin bu ziyareti, her ne kadar rutin toplantı serisinin bir parçası olsa da zamanlaması itibarıyla ayrı bir önem arz etmektedir.

Bundan kısa bir süre önce 6 Aralık 2021 tarihinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Körfez turu kapsamında Umman’a gitti. Bu kapsamda Suudi Arabistan-Umman İş Konseyine bağlı Suudi Arabistanlı ve Ummanlı yetkililer, projeler oluşturmak üzere 13 anlaşma imzaladı. Ancak resmî olarak açıklanmasa da bu ziyaretin odak noktalarından birinin İran’ın Viyana’da devam eden nükleer müzakereleri hakkında Suudi Arabistan’ın, bölge ülkeleriyle istişare etmek istemesi olduğu bilinmektedir. Nitekim 14 Aralık’ta Umman askerî heyeti İran’da iken Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da 42. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Zirvesi gerçekleşti ve bu toplantının ana gündemi de İran ve hâlihazırda Viyana’da devam eden nükleer müzakereler oldu.

Tüm bunlar ekseninde, İran’ın Suudi Arabistan’ın Körfez ülkeleri üzerinde yaratmak istediği baskıya karşılık ön alıcı girişimlerde bulunmak istediği ve bu doğrultuda Umman ile ilişkilere ayrı bir önem verdiği görülmektedir. Zira Umman, İran’ın nükleer programı konusunda gerek 2015 Nükleer Anlaşması öncesi dönemde gerek sonrasında ABD’nin tutumu karşısında İran tarafında bir tavır sergilemekten çekinmemiş ve birçok defa İran’ın nükleer programını bölgesel güvenlik açısından bir tehdit olarak algılamadığını ifade etmiştir. İşte bu noktada Abdullahiyan’ın pazartesi gerçekleşen Umman ziyaretinin ana amacı; Viyana’da devam eden süreçte, Suudi Arabistan’ın olası manipülasyonuna karşı Basra Körfezi’nde Umman’ın dengeleyici rolünün artmasını sağlamaktır.

İran ve Umman arasındaki bu diplomasiyi anlamlı kılan diğer önemli bir husus da 9 Ocak’ta Devrim Rehberi Ali Hamenei’nin yaptığı konuşmada “Belirli bir noktada düşmanla müzakere etmek mutlak teslimiyet anlamına gelmez.” şeklindeki sözleri olmuştur. Zira birçok kişi bu sözlerin, ABD ile doğrudan görüşmelere kapı araladığı yorumunu yapmıştır. Bu da ABD ile olası bir diyalogda Umman’ın tıpkı 2015 öncesinde olduğu gibi bir ara buluculuk rolü üstlenmesi ve İran ile ABD arasında gizli görüşmelere ev sahipliği yapması ihtimalini gündeme getirmiştir. Dolayısıyla Abdullahiyan’ın Umman ziyaretinin birincil amacının Viyana sürecini görüşmek olduğu ifade edilebilir. Diğer bir amaç da İran’ın Yemen’de Suudi Arabistan ile yaşadığı tansiyonu dindirmek için yine Umman’dan destek almayı istemesidir. Nitekim Abdullahiyan bu ziyaret kapsamında Husi Lideri Muhammed Abdülselam ile de buluştu. Şu ana kadar İran ve Suudi Arabistan arasında Yemen konusunda gerçekleşen dört görüşmeden net bir sonuç çıkmamakla beraber İran’ın bu konuda da Umman’dan destek beklediği bilinmektedir.

Tüm bunlardan hareketle İran ve Umman’ın birbirine kazan-kazan yaklaşımı ile baktığını söylemek mümkündür. Umman, Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’nin başat aktörü olmasını istemediğinden İran ile ilişkilere önem vermekte, bu noktada gerek bölgesel diyaloğa gerek küresel diplomasiye katkı sunmaktadır. İran da Viyana sürecinin kesintiye uğramasını engellemek ve Suudi Arabistan’ın baskıları karşısında bir denge yaratmak için Umman’ın yapıcı tavrına ihtiyaç duymaktadır. Abdullahiyan’ın son ziyaretini bu kapsamda görmek doğru olacaktır.

NATO ve Hazar Zirvelerinin Ardından Rusya ve İran

Bilgehan Alagöz

NATO Stratejik Konsepti, Rusya ve İran’ı ötekileştirirken iki ülke de bu baskıya karşı jeopolitik konumlarını avantaja çevirme arzusuyla Hazar Zirvesi’ne katılmıştır.

Bölge Dinamikleri Ekseninde Türkiye, Suudi Arabistan ve İran

Bilgehan Alagöz

Türkiye ulusal çıkarları gereği, Orta Doğu’nun iki önemli devleti olan Suudi Arabistan ve İran’a eşit mesafede yaklaşmaktadır.