İran’ın Siyasi Düzeninde “Hükm-i Hükûmeti”nin Anlamı ve Geçmişi

Müştak El-Hılo Koordinatör, Şiilik Araştırmaları

Koronavirüs salgınından dolayı İran İslami Şûra Meclisinin tatil olduğu dikkate alındığında önümüzdeki günlerde “Hükm-i Hükûmeti” kararları çoğalacaktır.

İran İslami Şûra Meclisi Başkanlık Heyeti Üyesi Esadullah Abbasi, 3 Mart'ta Devrim Rehberi'nin önümüzdeki Hicri yılına ait (1399) bütçenin Meclis onayına sunulmadan doğrudan Koruyucular Konseyine gönderilmesine yönelik “Hükm-i Hükûmeti” olarak bilinen bir karar aldığını duyurdu. İran Devrim Rehberi zaman zaman standart yasal prosedürün aksine “Hükm-i Hükûmeti” kararını verip belli meseleleri şahsen çözmektedir. “Mutlak Velayet Düşüncesi”ne göre “Hükm-i Hükûmeti” Veli-yi Fakih’in yetkilerinden biridir. Peki “Hükm-i Hükûmeti” ne anlama gelir? İran siyasi düzeninde hangi alanlarda kullanılmıştır?

“Hükm-i Hükümeti”nin Anlamı

İran’ın ilk Devrim Rehberi Humeyni, Hamenei’nin Velayet-i Fakih hakkındaki düşüncesini düzeltmek adına 6 Ocak 1988 tarihinde bir mektup yayımlayarak şu ifadeleri kullanmıştı: “Cuma namazında kullanmış olduğunuz ifadelerden, bütün şeri meselelerden üstün önemli bir ilahi hüküm olarak bizzat Allah Teala tarafından Hz. Muhammed’e bırakılan 'Mutlak Velayet' şeklindeki bir devlet sistemini doğru bulmadığınız anlaşılmaktadır. Benim ifadelerime binaen ilahi hükümler çerçevesinde devletin sınırsız yetkiye sahip olduğu yönündeki tabiriniz tamamen söylediklerimin aksineydi. Belirtmem gerekir ki Hz. Muhammed’in 'Mutlak Velayeti'nin bir parçası olarak devlet, İslam’ın temel ilkelerinden biri olup bütün ferî hükümler ve hatta namaz, oruç ve hac gibi hükümlerin üstündedir. Bunun da ötesinde burada bahsetmek istemediğim daha önemli meseleler de var.” . Bu ifadelerden anlaşıldığı üzere Humeyni, “Mutlak Velayet”in Allah’ın en önemli hükmü olduğunu ve diğer hükümlerin üstünde olduğunu açık bir şekilde ifade etmiştir. Bunların yanı sıra mektubun sonunda bahsetmek istemediği daha önemli meselelerin olduğunu ifade etmesi şaşırtıcı olmuştur. Humeyni’nin bu konudaki görüşlerini daha iyi anlayabilmek için öğrencilerinden birinin ifadelerini aktarmakta fayda var. Velayet-i Fakih'in derinliğini anladığı gerekçesiyle Humeyni tarafından takdir edilen Ayetullah Ahmet Azeri Kumi; Uzmanlar Meclisi Üyesi, Kum İlim Havzası Müderrisler Topluluğunun kurucularından biri, Anayasayı Gözden Geçirme Şûrası Üyesi, Birinci Dönem İslami Şûra Meclisinde Kum Milletvekili, Uzmanlar Meclisi Birinci ve İkinci Dönem Temsilcisi ve Ayetullah Humeyni’nin yakınlarındandır. Kumi, Hamenei’nin Veli-yi Fakih olarak seçilmesinden bir ay sonra kendisine ait olan Risalet gazetesinde Veli-yi Fakih'in yetkilerini ele alan bir yazı yazmıştır. Yazdığı bu yazıda “Veli-yi Fakih sadece halkın malı ve canı konusunda mutlak yetkiye sahip değildir. Onun iradesi Allah’ın belirlediği tevhit ve şirk konularında bile etkilidir. İstediği takdirde tevhidin iptali hükmünü verip Allah’ın tevhidini ibadette ve zatta iptal edebilir.”  ifadelerini kullanmıştır.

Bu görüşe göre Allah’ın ferî ve asli olarak binlerce hükmü vardır. Buna benzer birincil ve ikincil hükümler de mevcuttur. Fakat hepsinden en üstün ve öncelikli olanı Hz. Mehdi’nin gaybet döneminde “Mutlak Velayet-i Fakih” çerçevesinde şekillenen “İslami Devlet” hükmüdür. Bu velayet hiçbir şeri ve yasal hükme tabi olmayıp Veli-yi Fakih, İslam ve ümmete uygun gördüğü takdirde şeriat ve kanunu dikkate almadan karar verebilecektir. Bu bağlamda halkın görüşü Veli-yi Fakih'in belirlediği çerçeveye uygun olduğu sürece geçerli sayılır.

Humeyni’nin Necef’te yaşadığı döneme ait yazılarında böyle bir görüşe rastlanmamaktadır. Devrim rehberliği yaptığı süreçte bu görüşü benimsemiştir. Bu nedenle Devrim sonrası hazırlanan anayasada bu husus belirtilmemiştir. Fakat Humeyni’nin ölümünden kısa süre önce devrim rehberinin yetkilerini belirleyen anayasanın 110. maddesi tamamen değiştirilmiştir. Maddenin birinci bendinde devrim rehberinin göreviyle ilgili şu ifade yer almaktadır: “Düzenin Yararını Teşhis Konseyine danıştıktan sonra İran İslam Cumhuriyeti’nin ana politikalarını belirlemek.”. Buna benzer olarak anayasanın sekizinci bendinde “Düzenin normal yollardan çözülmeyen sorunlarını Düzenin Yararını Teşhis Konseyi aracılığıyla çözmek.” ifadesi bulunmaktadır. Ancak devrim rehberi Düzenin Yararını Teşhis Konseyine danışmak zorunda olmadığı gibi aldığı kararlara uymak zorunda da değildir. Aynı şekilde bir meselenin Konseye danışılıp danışılmaması, sorunun normal yoldan (yasal) çözülmesi veya rehbere sunulması gene tamamen rehberin yetkisinde olup başka hiçbir merci buna müdahale edemez.

Hükm-i Hükûmeti’nin Geçmişi

Hamenei, İran Devrim Rehberi olarak görev yaptığı 30 yıl boyunca pek çok kez “Hükm-i Hükûmeti” kapsamında bir ismin azledilmesi veya görevine yasal süre dışında devam etmesi ve benzeri hususlarda yasal sürece başvurmadan karar vermiştir. Hâlbuki bu hususlar ülkenin üç erkini de ilgilendirmektedir. Aşağıda Hamenei’nin bu yetkisini kullandığı önemli kararlar yer almaktadır:

Anayasa

• Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesinden sonra Hamenei, 2006’da referanduma ihtiyaç duymadan anayasanın 44. maddesini değiştirdi.

Yargı Erki

• Ahmet Muntazeri’nin altı yıllık hapis cezası, Hamenei’nin kararıyla yazılı taahhüt alındıktan sonra ertelendi.

• Gulam Hüseyin Kerbasçi ve Abdullah Nuri’nin kalan hapis cezaları affedildi.

• Dönemin Yargı Erki Başkanı Sadık Laricani 29 Mart 2010’da, “Mahkemelerin İcra Kanunu”nun deneme süresinin Devrim Rehberi'nin kararıyla bir yıl daha uzatıldığını duyurdu.

Koruyucular Konseyi

• Koruyucular Konseyi, Şubat 2000'de yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle 6. Dönem İslami Şûra Meclisinin kabul edilebilir olmadığını ilan etti. Ancak Hamenei “Hükm-i Hükûmeti” kararıyla meclisin iptal edilmesini önledi.

• Koruyucular Konseyi 2005 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'nde, Mustafa Muin ve Muhsin Mehrzad’ın adaylığını uygun görmeyip reddetmişti. Fakat Hamenei’nin hükmüyle adaylığı kabul edildi.

İslami Şûra Meclisi

• Hatemi’nin ilk döneminde Reformcu yayın mecralarının durdurulmasıyla 6. Dönem Meclisi yayın yasasının düzeltilmesi üzerinde çalışırken Hamenei, “Hükm-i Hükûmeti” kararıyla bu süreci durdurdu.

• Ocak 2005’te, Milli Eğitim Bakanı’nın meclis soruşturmasını engelledi.

Yargı Erki

• Ahmedinejad’a Merkez Bankası döviz rezervinden yararlanması için Meclisin onayını almadan yetki verdi.

• Ahmedinejad’a Ekonomi Bakanı’nı belirlemesi için fazladan 11 günlük bir süre verdi.

• 11 Temmuz 2009’da İsfendyar Rahim Meşai’yi Cumhurbaşkanlığı Birinci Yardımcılığından azletti.

• 17 Nisan 2011’de Haydar Muslihi’yi İstihbarat Bakanlığı görevine geri getirdi.

• 21 Kasım 2012’de Meclis Ahmedinejad’ın soruşturmasını öngörürken Hamenei bir kararla bu sürece engel oldu.

• Benzin fiyatlarının %200 artışıyla başlayan Kasım 2019 Protestoları sonrasında milletvekilleri bu karara itiraz edip benzin fiyatlarının önceki hâline geri getirilmesini istemişti. Hamenei ise “Hükm-i Hükûmeti” kararıyla konuyu kapattı.

Sonuç

İran Anayasası’na göre Devrim Rehberi, uygun gördüğü takdirde İslami şeriat ve Anayasa'ya aykırı da olsa “Hükm-i Hükûmeti” adı altında karar verebilmektedir. Hamenei şu ana kadar pek çok kez bu yetkisini kullanmıştır. Mevcut durumda koronavirüs salgınından dolayı Meclisin tatil olduğunu dikkate aldığımızda önümüzdeki dönemde Hamenei’nin “Hükm-i Hükûmeti” kararlarının artacağını söylemek mümkündür.

Hükm-i Hûkümeti, Mutlak Velayet-i Fakih, Humeyni, Hamenei, İran

Haşdi Şabi'de 'Halef' Belirsizliği

Müştak El-Hılo

Haşdi Şabi'nin en etkili isimlerinden el-Mühendis’in ölümünün üzerinden 1,5 aydan fazla zaman geçmesine rağmen halefi üzerinde mutabakata varılamaması, milis gruplar arasındaki ihtilafların ciddiyetini gösteriyor.

Ayetullah Sistani’nin Halefi Hakkındaki Tartışmalar

Müştak El-Hılo

Sistani’nin doksan yaşının eşiğine gelmesi hasebiyle bazı siyaset adamları diğer birçok konudan daha ziyade ölümünden sonra oluşacak boşluktan dolayı endişe etmektedir.