Bu girişim, tek başına tarihsel bir kopuş değil dış baskı, iç kriz ve rejim kırılganlığı beklentisinin kesiştiği konjonktürel mantığın içinde anlam kazanan bir gelişme olarak okunmalıdır.
Cenevre’den olumlu bir sonuç çıkması askerî baskının artmasından ziyade ABD’nin İran açısından kabul edilebilir, somut ve itibarı zedelemeyen bir çıkış formülü sunup sunamayacağına bağlıdır.
Çin, nihai bir çözüm yerine aşamalı, sınırlı ve gerilimi düşürmeye dönük bir uzlaşmayı daha gerçekçi bulmakta ve tarafları bu yönde teşvik etmektedir. Pekin, bölgesel düzenin köklü biçimde yeniden şekillenmesindense, gerilimin kontrol altında tutulduğu bi
ABD-İran görüşmelerinin içerik ve gidişatını yalnızca bu iki ülkenin tutumu belirlemeyecektir. Başka ülkelerin de süreçte etkili olmak için farklı araçlar kullanacağını ve bunların başında İsrail’in geldiğini söyleyebiliriz.
İran’ın sorunlarının basit bir ifade şekli olmasa da “siyasetsizlik”, durumu anlatmak için uygun bir kavram. Gerekli alanlarda ülkenin önünü açacak politik hamlelerin yapılamaması, sorunları kronikleştiriyor ve çözümü daha zor hale getiriyor.
Donald Trump’ın Venezuela’daki liderlik tasfiyesinden devşirdiği stratejik özgüven, onu Tahran için de benzer ölçüde maksimalist hedeflere yöneltmiş görünmektedir. Böyle bir girişim, yalnızca pahalı bir hata değil, aynı zamanda tarihsel bağlamı göz ardı e
Moskova, Tahran’da statükonun korunmasını alternatifsiz bir senaryo olarak görmektedir. Zira İran’da Batı yanlısı bir yönetimin iş başına gelmesi, Rusya’nın bölgedeki projeleri için varoluşsal riskler doğuracaktır.
ABD’nin Kasım 2025’te açıkladığı Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, Trump yönetiminin Ortadoğu tasavvurunu, ittifak mimarisine bakışını, İran’a atfettiği yeri ve çok kutupluluk tartışmaları bağlamında ABD’nin liderliğini nasıl kurguladığını son derece berr
Barrack, ABD’nin, İsrail ile Arap devletlerini aynı güvenlik-ekonomi mimarisinde hizaladığına, Suriye’yi İran’dan kopartarak yeniden bölgeye entegre etmeye başladığına ve Lübnan dahil olmak üzere bölgedeki modernizasyon ve devletleşme sürecini başlattığın