Körfez’de Tanker Krizi

Sabir Askeroğlu Dış Politika Koordinatörü

Trump’ın İran’a karşı niyetinin iyi olduğuna ve yeni bir anlaşma için masaya oturmak istediğine dair söylemleri İran tarafından bir zayıflık göstergesi olarak anlaşılmaktadır.

İngiltere Özel Kuvvetleri 4 Temmuz Perşembe günü Suriye’ye giden İran’a ait petrol tankerine el koymuştur. Bunun ardından İran, 16 Temmuz’da Bileşik Arap Emirlikleri’ne ve 19 Temmuz’da da İngiltere’ye ait bir tankere el koyduğunu açıklamıştır. Körfezde petrol tankerlerine yapılan saldırıları üstlenmeyen İran bu kez tankerlere el koyduğunu açık bir şekilde dile getirmiştir.

İran bu tür eylemlerle kendisine uygulanan baskıya karşı sessiz kalmayacağını, petrol tankerlerine yapılan engellemelere aynı nitelikte cevap vereceğini, dolayısıyla da ticari çıkarlarını koruyacağını göstermeye çalışmaktadır. Bununla birlikte İran, yaptırımlar karşısında pasif kalmayacağını, özellikle üçüncü ülkelerin İran’ın çıkarlarına karşı daha saygılı ve uzlaşmacı politikalar izlemesi gerektiği mesajını vermektedir. Tahran bu adımlarıyla İran’a uygulanan politikalara hâlâ cevap verecek güç ve iradeye sahip olduğunu iddia etmektedir.

İran’ın Devrim Muhafızları Ordusu üzerinden gerçekleştirdiği tankerlere el koyma gibi açık bir şekilde provokatif eylemlerinin arkasında yatan nedenlerden bir diğeri de Trump’ın İran politikasını başarısız kılmaya çalışmasıdır. İran’ın çabası daha çok ABD iç politikasına yöneliktir. ABD Başkanı Trump’ın açıklamaları İran’ın bu konuda daha cesur davranmasına sebep olmuştur. Trump, savaşmayı ya da İran’da bir rejim değişikliği istemediğine dair açıklamalarda bulunmuştur. Bununla beraber Trump’ın, İran’a karşı niyetinin iyi olduğuna ve yeni bir anlaşma için masaya oturmak istediğine dair söylemleri İran tarafından bir zayıflık göstergesi olarak anlaşılmıştır.

Ayrıca Tahran, Trump’ın İran politikasını başarısız kılma konusunda tek başına değildir. Tahran’ın bu tutumu ABD’deki Trump’a muhalif, özellikle de Obama-Clinton ekibinin temsil ettiği Demokratların çıkarlarıyla da örtüşmektedir. Trump’ın İran konusunda başarısız olması, onun için “dış politikada başarısız” imajı yaratacaktır. Bu da Trump’ın rakibi Demokratların adayı Biden’e, dış politika tecrübesi nedeniyle artı puan kazandırarak Biden’in öne çıkmasına ve Trump’ın puan kaybetmesine sebep olacaktır.

Bu durumda Trump’ın önünde iki seçenek vardır; ya İran’ın eylemlerine ses çıkarmayarak pasif kalacak ya da İran’a karşı askerî ve ekonomik olarak daha baskıcı politikalar izleyerek İran’ı eylemlerinden vazgeçirmeye çalışacaktır. Birinci durumda Trump, ikinci kez seçilme şansını kendi eliyle azaltacaktır. İran’ın da eylemlerinin artmasına ve daha da cesur davranmasına yol açacaktır. İkinci durumda ise İran’la savaş riskini artırmış olacaktır. İran’la savaşın ABD için olduğu kadar Trump’ın seçim kampanyası için de büyük maliyetleri olacağından bu seçenek de Trump için risk taşımaktadır. Bu durumda Trump İran politikasında üçüncü ve orta yol aramaya çalışacaktır. Öncelikli olarak İran’ın provokasyonlarını engelleyecek veya en azından sınırlayacak bir mekanizmanın oluşturulması muhtemeldir. Daha önce de konuşulan uluslararası ticaret ve taşımacılığın güvenliğini sağlayacak uluslararası bir koalisyonun kurulması hızlanacaktır. Bu durumda İran, ticari gemilere yönelik her eyleminde suçlu pozisyona düşeceği gibi ki bu durumda Avrupalı ülkelerin de desteğini kaybetme riski ortaya çıkacaktır, İran’ın koalisyon güçleriyle de karşı karşıya gelme riskini artıracaktır.

Sonuç olarak İran’ın Körfez’deki tankerlere yönelik eylemleri taktik niteliktedir. Bu da uzun vadede ABD’nin İran politikasının değişeceği umudunu taşımasından başka herhangi ciddi bir politik sonuçtan yoksun görünmektedir. Diğer taraftan İran’ın eylemlerinden dolayı sorun yaşayan Trump ise bir taraftan seçimlere kadar ciddi çatışmalardan kaçınırken, diğer taraftan da İran’ı daha da zayıflatmaya ve yeni bir nükleer anlaşma görüşmelerine başlamak için sıkıştırmaya çalışacaktır. İran’ın görüşme masasına oturması Trump için bir başarı sayılacağı için İran, Trump’ı başarısız kılmanın yollarını aramaya ve ABD’nin baskılarına gücü yettiği kadar direnmeye çalışacaktır.

İran, İngiltere, BAE, ABD, Petrol Tankeri

Rusya’nın Körfez için Ortak Güvenlik Konsepti

Sabir Askeroğlu

Körfez için Ortak Güvenlik Konsepti, bölgedeki güç dengesinde ciddi değişikliklere yol açacak öneriler sunarken, Rusya’nın bu yönde atacağı adımlarla ilgili hiç söz etmemektedir.

ABD İran’a Karşı Koalisyon Kuruyor

Sabir Askeroğlu

ABD’nin bu koalisyon planının diğer müttefikleri tarafından desteklenmesi durumunda İran’a yönelik baskı kurma konusunda elini güçlendirecektir.