İran’ın yaklaşımı, “kesin zafer” arayışından çok “kesin yenilgiden kaçınma” mantığına dayanıyor.
Kalıcı sonuç üretebilecek kapsamlı bir harekât, operasyonel ve siyasi olarak uygulanabilir değildir. Uygulanabilir olan sınırlı hava harekâtları ise yapısal olarak kalıcı bir stratejik sonuç üretmeyecek, aksine İran’ın öğrenme ve güçlenme sürecini hızlan
Gözaltılar yalnızca bugünün krizleriyle değil İslam Cumhuriyeti’nin gelecekteki siyasal mimarisiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Umman görüşmeleri, bir çözümün habercisi olmaktan çok, çözüm ihtimalinin hangi sınırlar içinde mümkün olabileceğini test eden uzun soluklu müzakere evresinin başlangıcı olarak okunmalıdır.
Toplumsal huzurun ve rızanın güvenlik merkezli yaklaşımlardan daha kalıcı bir istikrar üreteceğini ifade eden Ruhani, iç sorunların çözümünün dış tehdit söylemi üzerinden ertelenmesinin artık toplumda karşılık bulmadığını vurguladı.
Rejim kısa vadede güvenlik araçlarıyla istikrarı koruyabilmiş görünse de bu yaklaşım uzun vadede sistemi daha sert ve daha fazla güvenlik temelli çözümlere bağımlı hâle getirmektedir.
İran yönetimi bu kez protestoları bastırmaktan çok, anlamını daraltarak yönetmeyi ve süreci kontrol edilebilir bir kriz düzeyinde tutmayı tercih etmektedir.
Tahran’daki protestolar ani bir patlamadan ziyade, uzun süredir biriken hoşnutsuzluğun tezahürü olarak okunabilir.