Çin’in Orta Doğu Diplomasi Trafiği

Çin merkezli diplomatik aktivizmin merkezinde, Orta Asya’nın istikrarına ilişkin artan endişeler ve Viyana’da devam eden müzakereler başta olmak üzere birçok önemli mesele bulunmaktadır.

Son yıllarda Körfez ülkeleri ile ilişkilerinde ciddi bir ilerleme kaydeden Çin, 2022’ye de hızlı bir giriş yaparak yeni yılın ilk yabancı misafirleri olarak Körfez ülkelerinin dışişleri bakanlarını ağırladı. 10-14 Ocak tarihleri arasında Çin’in Jiangsu eyaletinin Wuxi şehrinde yapılan görüşmeler, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Nayef bin Falah el-Hacraf’ın katılımıyla gerçekleşti. İran Nükleer Anlaşması (KOEP, Nükleer Anlaşma) müzakerelerinin devam ettiği bir zamana denk gelmesi hasebiyle kapsamının ne olacağı konusunda oldukça merak uyandıran bu ziyaretleri dikkat çekici kılan bir diğer gelişme de Körfez ülkelerinin ziyareti henüz sona ermemişken Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın da Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin daveti üzerine Çin’e resmî ziyaretlerde bulunacağının açıklanmasıydı. Çavuşoğlu’nun, 12 Ocak Çarşamba günü Çinli mevkidaşı ile bir araya gelirken Abdullahiyan’ın ise 14 Ocak Cuma günü görüşmelerde bulunduğu belirtildi. Bu bağlamda dikkate alındığında KİK üyesi ülkelerin Çin ziyareti sona ermeden bölge dengeleri açısından önemli bir pozisyona sahip olan Türkiye ve İran’dan Çin’e yapılan ziyaretler, ABD’nin bölgedeki varlığının azaltılması gündeme geldiği bir dönemde Çin’in, Orta Doğu bölgesinde etkinliğini artırmaya çalıştığı söylemlerini beraberinde getirdi.

KİK Ülkelerinin Çin Ziyareti

KOEP müzakereleri devam ederken gerçekleşen ziyaretler hem zamanlama hem de üzerinde anlaşılan iş birliği alanları açısından oldukça dikkat çekmektedir. Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada; Çin’in hem KİK bazında hem de bölge ülkeleri ile ikili ilişkilerinin çeşitli konularda geliştirilmesinin hem de KOEP dâhil olmak üzere çeşitli küresel sorunların, görüşmelerin gündem konularının başında geldiği ifade edildi.

Ziyaretlerin ilk gününde Yi ilk olarak Suudi Arabistanlı mevkidaşını ağırladı. İki dışişleri bakanı arasında yapılan görüşmede tarafların, “ikili ilişkiler, pratik iş birliği ve çok taraflı koordinasyon konusunda geniş bir uzlaşmaya” vardıkları açıklandı. KOEP’in de ele alındığı görüşmelerde Yi, İran nükleer sorunuyla ilgili olarak Çin’in, Körfez ülkelerini çok taraflı diyalog platformları oluşturma ve bölgesel konularda inisiyatifi kendi ellerine alma konusunda desteklediğini söyledi. Yi, Çin’in Orta Doğu’da Suudi Arabistan ile ilişkilere her zaman öncelik verdiğini ve ikili ilişkileri daha yüksek ve daha derin bir düzeye taşımaya istekli olduğunu belirterek “Çin, Orta Doğu’daki en büyük ticaret ortağı ve ham petrol ithalatının kaynağı olan Suudi Arabistan’ın gündeme getirdiği ‘Vizyon 2030’, ‘Yeşil Orta Doğu’ ve ‘Yeşil Suudi Arabistan’ girişimlerini destekleyecek.” dedi. Faysal bin Ferhan ise Suudi Arabistan’ın, Çin ile iş birliğini derinleştirmeye istekli olduğunu kaydederek “Vizyon 2030”u Çin’in Bir Kuşak Bir Yol Girişimi ile birleştirmeye istekli olduklarını ifade etti.

Diğer taraftan bölge uzmanlarının da belirttiği üzere ziyaretin başını Suudi Arabistan’ın çekmesi oldukça önemlidir. Son yıllarda Suudi Arabistan ve ABD ilişkisinin çok önemli aşamalar kat etmesine rağmen Riyad’ın Pekin ile iş birliğini her alanda artırmak istemesi, ülkenin siyasi, ekonomik ve güvenlik alanları başta olmak üzere ABD’ye bağımlı hâle gelmekten kaçınması olarak görülmektedir. Buna ek olarak bölge ülkeleri, Çin ile ilişkilerini birçok alanda geliştirerek İran’ın bölgede dengelenebileceğini de hesaplamaktadır.

Bahreynli mevkidaşı ile de bir araya gelen Yi; Çin’in, Bahreyn’in uzun vadeli ve güvenilir bir stratejik ortağı olmaya ve karşılıklı güven ve dostluğu derinleştirmeye istekli olduğunu dile getirirken 5G iletişim, e-ticaret, dijital ekonomi ve büyük veri konularında Bahreyn ile ikili iş birliğini güçlendirmeye ve altyapı ile güneş enerjisi projeleri alanlarında iş birliğini ilerletmeye hazır olduğunu söyledi. Öte yandan Ummanlı ve Kuveytli mevkidaşları ile benzer konularda gerçekleştirilen görüşmelerde de diğer iki görüşmede olduğu gibi KİK-Çin serbest ticaret anlaşması konusunda fikir birliğine varıldığı, KOEP, Yemen ve Afganistan başta olmak üzere birçok konuda fikir alışverişinde bulunulduğu açıklandı.

Çin’in Bölgede Artan Etkinliği Bağlamında KİK-Çin Görüşmeleri

Çin merkezli bu diplomatik aktivizmin merkezinde, Orta Asya’nın istikrarına ilişkin artan endişeler ve Viyana’da Nükleer Anlaşma konusunda devam eden müzakereler başta olmak üzere birçok hayati ekonomik ve güvenlik sorunu bulunmaktadır. Bu bağlamda bir bütün olarak Körfez ülkelerinin Çin ziyaretine bakıldığında ise enerji alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, bölge ülkeleri ile ticaret hacminin artırılması, taraflar arasında bir serbest ticaret anlaşmasının imzalanması ve Bir Kuşak Bir Yol Girişimi’nin etki alanının genişletilmesi; görüşmelerin görünen en önemli nedenlerinden olduğu söylenmektedir. Körfez ülkelerinden yapılan ziyaretlerin Kazakistan’daki olayların yaşandığı bir döneme denk gelmesi de önemli bir ayrıntıdır. Uzun süredir petrol ve doğal gaz zengini Kazakistan’ın enerji endüstrisine büyük yatırımlar yapan Çin’e karşı, onun bölgedeki nüfuzunun artmasından endişe duyan Rusya’nın, ülkedeki olaylara müdahale ederek Kazakistan nezdindeki prestijini artırması, Pekin’in enerji güvenliği konusundaki endişelerini artırma potansiyeline sahiptir.

Çin’in Körfez’e yönelik politikasının temel itici güçleri yalnızca enerji ticareti/güvenliği ile sınırlı değildir. Çin’in bölgedeki yatırımlarının garanti altına alınması için Orta Doğu’da güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, Körfez ülkelerinin yer altı enerji kaynaklarına dayalı ekonomilerden, ileri teknoloji geliştirmeye doğru geçiş hedefleri ve Pekin’in kapsamlı dijital altyapı teklifleri de Çin ve Körfez ülkeleri arasındaki iş birliğinin temel kaldıraçlarındandır. Dolayısıyla taraflar arasında bir stratejik partnerliğin inşası, ilişkileri enerji ticaretinin ötesine taşıyacaktır.

Öte yandan ziyaretlerin bir diğer önemli gündem konusunun da Çin ve KİK arasında ilk kez 2004 yılında gündeme gelen ve uzun dönemdir görüşmelerinin devam ettiği bir serbest ticaret anlaşmasının imzalanması meselesidir. KİK Genel Sekreteri ile Çin Dışişleri Bakanı arasında yapılan ve KİK-Çin ilişkileri ve taraflar arasındaki ortak çıkarları ilgilendiren uluslararası ve bölgesel meselelerin ele alındığı görüşmeden sonra açıklanan ortak bildiride de bu konuya yer verilmiştir. Ortak bildiriye göre taraflar; iş birliğini güçlendirmenin her iki tarafın uzun vadeli çıkarlarıyla uyumlu olduğunu vurgulayarak ikili ilişkileri güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Ortak bildiride söz konusu hedefleri ulaşmak için tarafların; mümkün olan en kısa sürede stratejik ortaklık ilişkileri kurma ve serbest ticaret anlaşması müzakerelerini tamamlayarak serbest ticaret bölgesinin bir an önce kurulması konularında mutabık kaldıkları açıklandı. Ayrıca ortak bildiriye göre tarafların, “stratejik iletişimi geliştirmek, kalkınma programlarını takip etmek ve gelecekte KİK ile Çin arasındaki ilişkileri ve iş birliğini planlamak adına stratejik diyaloğun dördüncü turunu uygun bir zaman diliminde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlemeye karar verdiği” belirtildi.

Açıklamada KİK ve Çin’in “dış dünyaya olumlu sinyaller göndermesi ve her iki tarafın, meşru çıkarlarını ve bölge ülkelerinin ortak çıkarlarını daha iyi koruması” gerektiği vurgusu dikkat çekti. Bunu, ABD müttefiki olan bölge ülkelerinin Çin ile ilişkilerinde özerk bir dış politika takip etmek istediklerinin göstergesi olarak ele almak mümkündür. Diğer taraftan bu durum, enerjide büyük oranda dışa bağımlı olan Çin açısından da oldukça önemlidir. Nitekim bölgede istikrarın sağlanması; enerji güvenliğini, Bir Kuşak Bir Yol Girişimi’nin geliştirilmesini ve yatırımların güvence altına alınması hususlarını doğrudan ilgilendirmektedir. Dolayısıyla Pekin’in bölge ülkeleri ile iş birliğini artırarak nüfuz alanını genişletme isteğinin, Çin’in Orta Doğu politikasının temel hatlarını oluşturduğu söylenebilir. Körfez ülkelerinin yanı sıra 12 Ocak Çarşamba günü Suriye’nin Bir Kuşak Bir Yol Girişimi’ne dâhil olduğunun açıklanması da Çin’in Orta Doğu politikasında önemli ilerlemeler kaydederek bölgedeki etkinliğini emin adımlarla genişlettiğini göstermektedir. Pekin’e göre Suriye’nin, Süveyş Kanalı’nı baypas eden ve Çin’i Afrika ve Avrupa kıtalarına bağlayan, eski ticaret yollarını yeniden canlandıran ve Akdeniz’e açılan bir koridoru temsil etmesi, Çin’in bölgedeki ekonomik girişimleri için son derece önemlidir.

İran Dışişleri Bakanı’nın Çin Ziyaretinin Kapsamı

Zamanlama açısından oldukça dikkat çeken ziyaretin bölgesel gelişmeler bağlamında ortaya çıkan ani bir diplomatik hamle olduğunu belirtmek gerekir. Ayrıca bu durum, Abdullahiyan’ın dışişleri bakanı olarak Çin’e gerçekleştirdiği ilk resmî ziyaret olması nedeniyle de önemliydi. İran Dışişleri Bakanlığı tarafından görüşmelerin gündemine dair yapılan açıklamada Abdullahiyan’ın, Çinli yetkililerle ikili siyasi ilişkiler ve ayrıca ekonomik iş birliği konusunda Çin-İran 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nı uygulama yolları hakkında görüşmelerde bulunacağı açıklandı.

Bölgedeki varlığı her geçen gün artan Çin’in, ABD yaptırımlarına rağmen İran ile petrol ticaretini sürdürdüğü biliniyor. Açıklanan verilere göre Çin’in 2021’de İran ve Venezuela’dan ithal ettiği ham petrol miktarının iki katına çıktığı ve 2018 yılından beri en üst seviyeye ulaştığı belirtilmektedir. İran’ın fiyatlarda Çin’e sağladığı büyük indirimler, Pekin’in yaptırımlara rağmen Tahran ile iş birliğini devam ettirmesinde etkili olsa da son dönemlerde Çin’in bölgede giderek artan nüfuzunun ve bu minvaldeki politikalarının da etkisi büyüktür.

Diğer taraftan Abdullahiyan’ın gündemde olmadığı hâlde Çin’e gideceğinin açıklanması, KİK-Çin görüşmelerinin gündem maddeleri arasında hâlihazırda Viyana’da devam eden KOEP müzakerelerinin de olduğunu gündeme getirdi. Abdullahiyan’ın KİK dışişleri bakanları gibi Çin’in Wuxi şehrinde Çinli mevkidaşı ile bir araya gelmesi, bu iddiaları güçlendirmektedir. Ziyaret ile ilgili İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada İran ve Çin arasında Mart 2021’de yol haritası imzalanan 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın uygulanmasına başlama kararı alındığı belirtildi. Yi ile görüşmesinin ardından Pekin’de gazetecilere konuşan Abdullahiyan, iki ülkenin anlaşmayı harekete geçirmek için “yeterli düzenlemeler” yaptığını ve bu geziyi, “önemli başarılarından biri” olarak nitelendirdiğini söyledi. Yi’nin ise ABD yaptırımlarına rağmen finansman, enerji, bankacılık ve kültür sektörlerinde İran ile iş birliğini genişletmeye hazır olduğunu belirttiği açıklandı. Yi’nin ayrıca İran ve Çin arasındaki Anlaşma’nın iki ülke ilişkileri açısından son derece önemli olduğunu ifade ederek Tahran ile Pekin’in Anlaşma’yı uygulamaya başlama kararının ikili ilişkileri temelden dönüştürmenin yolunu açan önemli bir gelişme olduğunu söylediği ifade edildi. Uygulanmaya başlaması hâlinde iki ülkenin her alanda iş birliğine etki edecek olan Anlaşma, diğer taraftan Çin’in Orta Doğu’daki görünürlüğünü de artıracaktır.

Pakistan'da yeni hükümeti neler bekliyor?

Aydın Güven

İmran Han'ın parlamentoda yapılan güven oylaması sonucunda görevden alınmasının ardından Pakistan Müslüman Birliği'nin (PML-N) lideri Şahbaz Şerif, mecliste yapılan oylama neticesinde Pakistan’ın 23. başbakanı olarak seçildi.

Pakistan’daki Son Gelişmeler ve Yeni Hükûmetten Beklentiler

Aydın Güven

İmran Han’ın da görev süresi dolmadan başbakanlık koltuğundan alınması ile ülkede seçilen hükûmetlerin 5 yıllık görev sürelerini tamamlayamama geleneği devam etti.