İran ile İsrail Arasında Rusya

Sabir Askeroğlu Dış Politika Koordinatörü

Putin ile Netanyahu’nun ortak çalışma grubunun kuruluşuna ve faaliyetlerine ilişkin açıklamalarının fiiliyata yansıması, Suriye’deki aktörlerin beklentilerine ve konjonktüre göre şekillenecektir.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, 5 Mart 2019’da Moskova’da gerçekleşen Putin-Netanyahu görüşmesinde Suriye Çalışma Grubunun oluşturulmasının görüşüldüğünü ve bu doğrultuda çalışmalar yürütüldüğünü açıkladı.

Suriye Çalışma Grubu oluşturulması önerisi ilk defa Netanyahu’nun Moskova’yı ziyaret ettiği 27 Şubat tarihinde, İsrailli bir üst düzey yetkili tarafından gündeme getirilmişti. İsrailli yetkili, 25 Şubat’ta Beşşar Esed’in Tahran ziyaretinin ardından Rusya Devlet Başkanı Putin’in yabancı güçlerin Suriye’den çıkarılmasını görüşmek üzere Netanyahu’yu Moskova’ya davet ettiğini ve bu hedef için de bir Suriye Çalışma Grubu oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldığını belirtmişti. Bu haberin ardından 28 Şubat’ta açıklama yapan Putin, Suriye Çalışma Grubu adlı yeni yapının, muhalefet de dâhil olmak üzere ilgili taraflardan oluşacağını ve grubun çalışmaları neticesinde Suriye’deki yabancı güçlerin çekilmesinin sağlanacağını ifade etmişti. Ancak 3 Mart’taki Bakanlar Kurulu toplantısında konuşan İsrail Başbakanı Netanyahu, konuya farklı bir boyut kazandırdı. Netanyahu, Putin’le görüşmesinin ana gündeminin “İran sorunu” olduğunu ve Putin’e, kendilerinin İran’ın Suriye’de konuşlanmasına izin vermeyeceğini ve ülke olarak İran’a karşı askerî faaliyetlerini sürdürmeye devam edeceklerini ilettiğini belirtti. Netanyahu ayrıca, Rus ve İsrail orduları arasındaki koordinasyonun devam ettirilmesi, Suriye’den yabancı güçlerin tamamen çıkarılması ve bu doğrultuda ortak çalışma grubunun oluşturulması konusunda Rus liderle anlaştıklarını açıkladı.

Putin ile Netanyahu’nun ortak çalışma grubunun kuruluşuna ve faaliyetlerine ilişkin açıklamalarının fiiliyata yansıması, Suriye’deki aktörlerin beklentilerine ve konjonktüre göre şekillenecektir. Ancak konuya ilişkin yapılan açıklamalarda birkaç önemli nokta dikkat çekmektedir. Birincisi Esed’in Rusya’dan habersiz Tahran’ı ziyaret etmesi ve İranlı yetkililerle görüşmeler yapmasıdır.  Esed’in Tahran’a davet edilmesi İdlib konusu başta gelmek üzere bazı meselelerde Rusya’nın, Şam ve Tahran’ı devre dışı bırakarak Türkiye’yle anlaşmaya varması konusunda Şam yönetimiyle Tahran’ın rahatsızlığın bir belirtisiydi. Esed ve İran Devrim Rehberi Hamanei arasındaki görüşmesinin amacı, Suriye’de nasıl Rusya’dan bağımsız politikalar izlenebileceğini ele almaktı. Bunun bir örneği İran ve Esed güçlerinin Rusya’dan bağımsız operasyon başlattığı Derra’da görülmüştü.

Dikkat çeken ikinci husus ise Esed’in Tahran ziyaretinin ardından Putin’in Netanyahu’yu Moskova’ya davet etmesi ve iki ismin yabancı güçlerin Suriye’den çıkarılması konusunda ortak çalışacaklarını dile getirmesiydi. İsrail için Suriye’deki yabancı güçlerden kasıt öncelikle İran’dır. Rusya ile İsrail arasında hâlihazırda var olan iş birliğinin Suriye Çalışma Grubu ile güçlendirilmek istenmesi, Moskova’nın Tahran ve Şam rejimiyle olan bağlarının daha da zayıfladığı göstermektedir. Ayrıca Rusya bu yolla, Şam ve Tahran’a nazaran Suriye’de alternatif aktörlerle iş birliği yapma imkânının daha fazla olduğunu ve Tahran ve Şam’ın Moskova’dan bağımsız hareket etmesinin her iki ülkeyi de Rusya’nın desteğinden yoksun bırakabileceğini ifade etmeyi amaçlamıştır.

Sonuç olarak Suriye Çalışma Grubu fikri, Rusya’nın Suriye konusunda yeni arayışlar içerisinde olduğunu göstermektedir. Söz konusu çalışma grubunun Astana Süreci’ne benzer bir formatta olması düşünülmektedir. Yapının, içerik bakımında Astana Süreci’yle aynı olmasa da barış sürecinde söz sahibi olma ve diğer aktörlerin desteğini elde etme açısından Astana Süreci’yle benzerlik göstereceği söylenebilir. Astana Süreci’nde Türkiye’nin desteğini alan Rusya, Suriye Çalışma Grubu üzerinden de İsrail ve dolayısıyla da ABD’yle iş birliği yapma fırsatı yakalayacaktır. Hâlihazırda bu yapıyı oluşturma fikrinin hayata geçirilmesi düşük bir ihtimal olarak görülse de böyle bir iradenin varlığı, Moskova ile Tel Aviv’in yakınlaşmasına ve Moskova ile Tahran-Şam cephesinin arasının açılmasına dolayısıyla da Tahran ile Şam’ın daha da yakınlaşmasına sebebiyet verecektir.

Kaşıkçı Cinayetinin Ortadoğu’daki Güç Dengesine Etkisi

Sabir Askeroğlu

​Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti, adli bir vaka olmaktan çıkarak uluslararası kamuoyunda politik sonuçlar doğurmaya başlamıştır.

Trump - Putin Görüşmesi ve İran’ın Suriye’deki Geleceği

Sabir Askeroğlu

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 16 Temmuz’da ikili ilişkiler ve Ortadoğu’daki gelişmeleri ele almak üzere Helsinki’de bir araya gelecek.

echo 'test';