Reisi Hükûmeti İlk 200 Gününü Doldurdu

Reisi hükûmeti, İran’ın orta ve uzun vadede ülke politikalarının izleğini sunması bakımından önem atfedilen 200 günü geride bıraktı.

18 Haziran Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde seçilen ve 5 Ağustos’ta görevine başlayan İbrahim Reisi’nin ilk 100 günü 4 Aralık 2021’de dolmuştu. Reisi, 200 gününü ise mart ayında tamamladı. Hükûmetlerin 100-200 gün gibi söylemleri, popüler bir seçim rüzgârıyla görevi devralan başkanların halk tarafından notlarının verildiği “balayı dönemini” temsil eden bir sürece işaret etmektedir. Reisi hükûmeti için ise İran’ın, orta ve uzun vadede ülke politikalarının izleğini sunması bakımından önem taşımaktadır. 200 gününü geride bırakan hükûmetin bu dönemdeki 40 eylemi, 1401 yılının ilk günü olan 1 Ferverdin’de (21 Mart) Hükûmet Sözcüsü Ali Bahadıri Cehromi’nin #dürüst_yönetim hashtagı ile attığı tweet aracılığıyla duyurulmuştur. Cehromi, söz konusu tweetini “Gelecek Aydınlıktır.” notu ile paylaşmıştır.

Reisi; temel olarak ekonomide iyileşme, adil yönetim, kamu yönetiminde yolsuzlukla mücadele ile şeffaflık ve dış politikada ise Nükleer Anlaşma ile sınırlandırılmayan siyaset söylemleriyle iktidara gelmiştir. Devrim Rehberi Ali Hamenei ve muhafazakâr kesimlerin desteğini alan Cumhurbaşkanı, genç ve teknokrat isimlerden oluşan bir kabine oluşturmayı hedeflemiştir. Kabinede yer bulan çoğu isim eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad Dönemi’nde görev alan bakanlardan teşekkül etse de Reisi yönetiminin bileşenlerini oluşturan iktidar seçkinleri, DMO ve müesses nizamın ideolojisi doğrultusunda devlet adamı yetiştiren İmam Sadık Üniversitesi mezunları arasından seçilmiştir. Reisi, hükûmeti oluşturduğu bu yönetim kadrosuyla başta ekonomi olmak üzere birçok alanda krizlerle karşı karşıya gelen İran’ı, bu kriz sarmalından kurtarmayı hedeflemiştir. Bu doğrultuda, iktidarının 200 günlük eylemlerini de paylaşarak toplumda başarılı ve dürüst iktidar izlenimi yaratmaya çalışmıştır.

Hükûmetin ilk 200 günlük eylem listesinde sıralanan 40 eylem, farklı başlıklar altında değerlendirmeye tabi tutulabilir. Fakat özellikle iç politikada öne çıkan eylemlere bakıldığında Reisi’nin il gezileri, sosyal devlet anlayışı doğrultusunda refah harcamalarına verilen önem, aşılama oranlarındaki artış, sahillerin halka açılması, konut yapımı projeleri ve şeffaflık ilkesine atıfta bulunan uygulamaların öne çıkarıldığı görülmektedir. İç politikada öne çıkan eylemleri şöyle değerlendirmek mümkündür:

Halk-hükûmet arasında açılan mesafeyi kapatmak ve halkın sorunlarıyla yakından ilgilenip “halkın cumhurbaşkanı” olmak adına Reisi, mahrum bölgelere ziyaretler düzenlemiştir. Bu doğrultuda Huzistan, Sistan ve Beluçistan, Güney Horasan, İlam, Kohgiluyi Buyer Ahmed, Buşehr, Fars, Erdebil, Andika, Simnan, Zencan, Luristan, Yezd, Kum, Meşhed, Hürmüzgan, Ciruft, Gilan, Gülistan, Mazenderan, Hürremşehr ve Abadan ziyaret ettiği il ve ilçeler arasında yer almıştır. Reisi’nin özellikle bu bölgelere düzenlediği ziyaretlerle erozyona uğrayan toplumsal güveni kazanan, yerel halkın sorunlarını paylaşan ve vatandaşın eğilimini önemseyen bir iktidar izlenimi verme amacı taşıdığını belirtmek mümkündür. Ayrıca halkın refahını artıracak düzenlemeler aracılığıyla da toplumsal memnuniyetsizliğin önüne geçmeye çalışılmıştır. Ahmedinejad Dönemi icraatlarından olan adalet hisse kârlarının 3 kat artırılması ve yıl bitmeden bir defada ödenmesi, Yardım Komitesi kapsamındaki kişiler için ücretsiz su, elektrik ve gaz dağıtımı ve bir önceki yıla kıyasla 1.250’den fazla köye yüksek hızlı internet hizmeti, posta ve internet hizmetleri gelirlerindeki devlet payının artırılmaması ve 10.000 köye su temini projesi bunlara örnek olarak sunulabilir. Bu hizmetlerin yanı sıra bir ayağı ekonomi, diğer ayağı ise toplumsal istikrarı hedefleyen “Bir Pilot Uygulama Olarak Besic’in Tahran’da Yoksullukla Mücadele Planı” da listede yer almasa da bu uygulamalara önemli bir örnek oluşturur.

Aşılama oranlarının bir önceki hükûmet dönemine göre artışı, Reisi yönetiminin kamuoyunda gündemde tuttuğu önemli diğer bir konudur. Bu konu, ilk 100 gün icraatlarında da kriz yönetimi açısından en öne çıkan başlıklardan biri olmuştur. 200 günde ise 160 milyona yakın aşının ithal edildiği, 60 milyondan fazla yerli aşı üretildiği ve 146 milyon doz aşılama yapıldığı belirtilmektedir.

Bir diğer önemli husus sahillerin halkın kullanımına açılması yönünde yapılan çalışmalardır. Sahillerdeki kaçak yapıların yıkılması, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan dinlenme tesislerine uyarılarda bulunulması ve sahillerin temizlenmesi, halkın sahillere erişiminin kolaylaştırılması adına yapılan faaliyetler arasındadır. Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei’nin de 17 Ocak’ta bu konuya işaret etmesi üzerine Cumhurbaşkanı Reisi’nin talimatıyla harekete geçilmiştir. Sahillerin halka açılması, aşılamadan sonra hükûmetin en büyük başarılarından biri olarak addedilmektedir.

Hükûmetin konut sorununu çözmek için en önde gelen vaatlerinden biri, yıllık bir milyon konut yapımı olmuştur. İnşaat sektörü aracılığıyla ekonomide kısa vadede bir hareketlilik meydana getirerek ekonomide kısmi bir rahatlamayı amaçlayan hükûmetin icraatları arasında “Ulusal Konut Hareketi” adı verilen bir plan yer almaktadır. Bu doğrultuda halkın doğru bilgilendirilmesi amacıyla mart ayının başlarında Yol ve Şehircilik Bakanlığı İletişim ve Bilgi Merkezi tarafından “medya karargâhı” kurulmuştur. Konut talebinde bulunan 5 milyondan fazla kişinin sisteme kayıt yaptırdığı ve 864.000 konutun inşasına başlandığı bilinmektedir.

“Meclis ile güçlü iletişim” söylemi özellikle Hasan Ruhani hükûmetinin son yılında meydana gelen Meclis-hükûmet arasındaki sorunlardan sonra yeni hükûmetle önem kazanmıştır. Zira Meclis-hükûmet ayrılığı, hükûmet destekçilerinin hoşuna gitmeyecek bir durum olacaktır. Fakat Reisi hükûmeti daha bir yılını doldurmadan dahi bakanlar ile milletvekilleri arasında anlaşmazlıkların vuku bulduğu görülmektedir. Örneğin 15 Mart’ta, Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin hakkında otomotiv sektöründeki sorunlar ve fiyatlardaki artış nedeniyle Meclis Başkanlık Divanına gensoru önergesinin verildiği duyurulmuştur.

Şeffaf yönetim anlayışı, Reisi yönetiminin yolsuzlukla mücadele vaatlerinin temel ilkesini oluşturmaktadır. 200 günlük icraatlar arasında bu ilke, çalışanların maaş ve yan hakları ile sosyal yardımların bilgilerinin kaydedildiği “Pakna” sistemine kayıt zorunluluğu üzerinden örneklendirilmiştir. Fakat bu düzenlemeden milletvekilleri muaf tutulmuştur. Bu durum, kimi basın organlarında “Meclisin şeffaflık karşıtı eylemi” olarak yer bulmuştur. Bunun yanı sıra yolsuzlukla mücadele söylemi ile bütünleşen Reisi’nin özellikle liyakat esasına dayanmaksızın atamalar yaptığı yönünde eleştiriler de özellikle ilk 100 gün icraatlarında gelmişti. Söz konusu atamalarda ismi geçen kurumların başında Petrol Bakanlığı, Eğitim ve Öğretim Bakanlığı ve Kooperatif, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanlığı yer almış; bu durum “Devlet kadrolarına ganimet muamelesi yapılmamalı.” şeklinde konu edinmiştir.

İç politikaya konu olan bu konuların yanı sıra ekonomi alanında; dış ticarette %40 büyüme ve 6 farklı ülkede ticaret merkezlerinin açılması, enflasyon artış hızında azalma ile Merkez Bankasından borçlanmanın sıfıra indirilmesi, petrol satışı ve dış ticaret gelirlerinin %73’ünün ülkeye dönmesi, yabancı turist sayısında artış olması ve kefilsiz kredi sistemine geçiş yönündeki eylemler 200 günlük icraatlar arasında sayılmaktadır. Dış politikada öne çıkan başlıklar ise Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) daimî üyelik sürecinin başlatılması; İran, Türkmenistan ve Azerbaycan arasında imzalanan doğal gaz anlaşması, bölge ülkelerle aktif ve dengeli dış politika ile yaptırımların hafifletilmesi amacıyla yürütülen müzakereler ve İran’a 1970’li yıllardan kalan 400 milyon sterlin (527 milyon dolar) tutarındaki borcunun ödemesi (Nazenin Zageri’nin serbest bırakılması) şeklinde özetlemek mümkündür.

İran’da neredeyse yedi ayını tamamlamış olan Reisi’nin tartışmalı geçen seçim sürecinden sonra İran siyasetine nasıl yön vereceği hâlâ merak konusudur. Fakat özellikle iç siyasette ekonomik krizin etkilerini hafifletecek ve aynı zamanda toplumsal memnuniyeti sağlayacak eylemlerde bulunduğunu belirtmek mümkündür. İl gezilerinden toplumun temel ihtiyaçlarını tedarike yönelik hamlelere değin Reisi’nin özellikle yoksul vatandaşların yaşam standartlarını iyileştirmekle birlikte “toplumsal barışı satın almayı” da hedeflediğini görmek mümkündür. Fakat ekonomik göstergelerde iyileşme için daha uzun bir döneme ihtiyaç duyulduğu kesindir. Öte yandan 200 günü doldurmadan bakanlar ile Meclis arasında vuku bulan gerilimler ise genç ve teknokrat atamalarında karşılaşılan deneyimsiz atamalara ibreyi döndürmektedir. Bu ise hükûmetin meritokrasiden uzak bir yönetim anlayışının devam mı edeceği konusunda soru işaretlerine mahal vermektedir. Bu durum ayrıca muhafazakârlar arasındaki çekişmelerin de göstergesi olmuştur. Reisi hükûmetinin, 200 günlük eylem planına bakıldığında topluma uzun vade için “aydınlık gelecek” vadettiği açıktır. Fakat konut projeleri gibi tamamlanması beklenen planların da olduğuna ve icra mekanizmalarında ne kadar başarılı olunacağına dair henüz net bir tablo çizmek mümkün değildir. Reisi hükûmeti, 200 günde ideolojik söylemlerden ve kâğıt üzerinde sıraladığı eylemlerden gücünü alan fakat somut bir başarı ortaya koyamayan siyasal bir yörünge çizmiştir.

Üniversitelerde Muhalif Akademisyenlerin Varlığı Sorgulanıyor mu?

Esin Erginbaş

İran’da önde gelen kimi akademisyenlerin görevlerine devam edememeleri, yeni hükûmetin bir önceki iktidar ve seçkinleriyle olan mücadelesinin üniversite camiasına sirayet ettiğini gösteriyor.

Meclisin Hükûmete Yönelik Eleştirileri Artıyor mu?

Esin Erginbaş

Henüz bir yılını doldurmayan Reisi hükûmeti için bir bakan değişikliği, iktidarın yönetsel zafiyetinin göstergesi olacaktır.