Rusya’nın Körfez için Ortak Güvenlik Konsepti

Sabir Askeroğlu Kıdemli Uzman, Dış Politika

Körfez için Ortak Güvenlik Konsepti, bölgedeki güç dengesinde ciddi değişikliklere yol açacak öneriler sunarken, Rusya’nın bu yönde atacağı adımlarla ilgili hiç söz etmemektedir.

ABD’nin İran’a karşı koalisyon kurmak için görüşmelere başlamasının ve İngiltere’nin Basra Körfezi’nde uluslararası ticaretin güvenliğini sağlamak amacıyla Avrupa liderliğinde bir deniz gücünün oluşturulması yönündeki önerisinin ardından Rusya, 23 Temmuzda Körfez’de güvenliğin sağlanmasına yönelik kendi güvenlik konseptini açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, ilan ettiği “Basra Körfezi için Ortak Güvenlik Konsepti” başlıklı metnin aslında 90’lı yıllarda geliştirilmeye başlandığını ve 2004 ve 2007 yıllarında üzerinde tekrar çalışılarak olgunlaştırıldığını açıkladı.

Rusya’ya göre Körfez’de ortak bir güvenlik sisteminin kurulması bölgede siyasi-diplomatik hareketliliğin güçlenmesinde kilit rol oynayarak bölgenin güvenlik ve istikrara kavuşması ve kriz sonrası kurulacak sistemin parametrelerinin belirlenmesi açısından önemli bir adım olacaktır.

Rusya’nın yayınladığı belge iki kısma ayrılmaktadır. Birinci kısımda genelde Ortadoğu özelde ise Körfez bölgesi için genel güvenlik konsepti ilkeleri bulunurken ikinci kısımda özel olarak Körfez’in güvenliğini sağlamak için Rusya’nın ilk aşamada sunduğu öneriler yer almaktadır. Belgedeki ayrıntılar şu şekildedir:

1. Güvenlik Konseptinin İlkeleri:

  • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BM GK) gözetim ve denetiminde Ortadoğu’da terör odaklarının ortadan kaldırılması ve Suriye, Yemen ve diğer bölge ülkelerinde istikrarlı bir siyasi çözümün sağlanması için tek bir koalisyon çatısı altında birleşilmesi,
  • Barışı koruma operasyonlarının sadece BM GK kararları veya saldırıya maruz kalan ülkenin yasal yönetiminin talebi üzerine yapılması,
  • Körfez’deki güvenlik sisteminin evrensel ve kapsamlı olması ve başta bölge ülkeleri gelmek üzere askerî, ekonomik ve enerji güvenliği gibi alanlarla ilişkili olan diğer ülkelerin çıkarlarına saygı duyulması,
  • Durumun ve sürecin ortaklaşa değerlendirilerek kararların alınma ve uygulanma süreçlerinde çok taraflılığın esas alınması suretiyle herhangi bir ülkenin herhangi bir gerekçeyle dışlanmaması,
  • Bu Konsept’in aşamalı olarak hayata geçirilmesi ve sorunların çözümünde uluslararası terörle mücadele, Irak, Yemen ve Suriye krizleri ve İran’ın nükleer programı gibi en kritik ve güncel olanlardan başlanması,
  • Tedriciyet ilkesi çerçevesinde Körfez ülkelerinin ve uluslararası toplumun kendi aralarındaki güvenin güçlendirilmesi ve bölgede karşılıklı güvenlik garantilerinin verilmesi,
  • Bölgedeki sorunların birbiriyle bağlantılı olması nedeniyle Körfez’de kurulacak bir güvenlik sistemi Ortadoğu’nun güvenliğinin bir parçası olarak görülmektedir. Bununla birlikte egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı ve iç sorunların dış müdahaleler olmaksızın anayasal çerçevede ve ulusal diyalog üzerinden çözülmesi esastır.

2. Körfez için Önlem Paketi

  • Uluslararası hukuktan kaynaklı sorumlulukların yerine getirilmesi: Sorunların çözümünde askerî kuvvet kullanımından vazgeçilmesi, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı, sorunların diyalog ve görüşme yoluyla çözülmesi,
  • Askerî alanda şeffaflık: Askerî doktrinler konusunda diyalog, bölgesel düzeyde savunma bakanlarının görüşmesi, çatışma alanlarının tespiti, askerî tatbikatlarda karşı tarafı bilgilendirme, gözlemci değişimi, bölge dışı devletlerin Körfez’de askerî kuvvet yoğunlaştırmaktan vazgeçmesi ve silah alımı ve ülkelerin silahlı kuvvetleri konusunda bilgi alışverişinde bulunması,
  • Silahların kontrolü konusunda anlaşma yapılması: Örneğin çatışmasızlık bölgelerinin oluşturulması, başta füze savunma sistemleri olmak üzere konvansiyonel silahların bir bölgede toplanmasının yasaklanması ve tüm ülkelerin dengeli bir şekilde silahlı kuvvetlerde azaltmaya gitmesi,
  • Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) dayanarak Ortadoğu’nun nükleer silahlar başta gelmek üzere kitle imha silahlarından arındırılması,
  • Terörizm, yasadışı silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, organize suç ve göçle mücadele konusunda anlaşma yapılması

Rusya’ya göre Ortak Güvenlik Sistemi’nin kurulma sürecinde duruma göre bölgede yabancı askerlerin azaltılması ve bölge ve bölge dışı devletler arasında güvenin tesisi için ortak çözümlerin üretilmesi gerekmektedir. Bu sürecin uzun vadedeki en önemli hedefi Basra Körfezi Güvenlik ve İş birliği Örgütü’nün (BKGİÖ) kurulmasıdır. Bu örgüte Körfez ülkelerinin dışında gözlemci veya ortak üye statüsünde Rusya, Çin, ABD, Hindistan ve yer almak isteyen diğer ülkelerin dâhil olması öngörülmektedir. Ancak ilerleyen zamanda bu örgütün Ortadoğu’da İsrail-Filistin meselesini de içine alarak daha geniş bir Ortadoğu Güvenlik ve İş birliği Örgütü’ne dönüştürülmesi hedeflenmektedir.

Rusya’nın bu önerisi birkaç farklı açıdan değerlendirilmeli ve bu öneriyle neyi amaçlandığı, hangi konular üzerinde ve neden durma ihtiyacı duyulduğu ve bu önerinin ne derecede gerçekçi olduğu gibi hususlara bakılmalıdır.

Güvenlik Konsepti’nin teknik boyutuna bakılırsa metnin kendisinde de belirtildiği gibi belirlenen hedeflere ulaşmak için bir çerçeve çizilmekte ve yol haritası belirlemeye çalışmakta olduğu görülür. Bununla birlikte Konsept’in aşamalı olarak uygulamaya geçebileceği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla Rusya’nın, Ortadoğu’da barış ve istikrarın sağlanması için nasıl bir sürecin izlenmesi gerektiği konusunda bir fikir vermeye çalıştığı söylenebilir.

Rusya önerdiği Konsept üzerinden, BM GK daimî üyeliği statüsünden kaynaklı olarak uluslararası barış ve güvenlikten sorumlu olması sebebiyle Körfez’de yaşanan gelişmelerden uzak kalmak istemediğini göstermektedir. Ancak Körfez’de enerji, ekonomik ve askerî-siyasi alanlarda çıkarları çok az olan Rusya öne sürdüğü programla, önerisini Körfez’de yaşanan sorunu Ortadoğu’nun tamamını içine alır şekilde genişleterek kendisinin de aktif yer aldığı ve çözülmesini istediği Suriye krizi ve terörle mücadele gibi sorunları da içerecek şekilde genişletmiştir. Rusya ağırlıklı olarak terörle mücadeleyi öne çıkarmış, bölgedeki krizlerin çözümünün kendisinin de söz sahibi olduğu BM GK çerçevesinde yapılması gerektiğine vurgu yapmıştır. Bununla birlikte bölgedeki iş birliğini tek bir koalisyon çatısı altında birleştirerek hareket edilmesi gerektiğini öne sürüp diğer güçlerle yakınlaşma arayışında olduğunu göstermiştir.

Batı güçleriyle büyük sorunlar yaşayan ve Ortadoğu’da giderek yalnızlaşan Rusya, bölgedeki sorunlar üzerinden hem Batı ülkeleriyle tekrar yakınlaşmayı hem de bu iş birliği üzerinden Ortadoğu’da ve uluslararası toplum nezdinde prestij kazanmayı amaçlamaktadır. Ancak bu, Rusya’nın politikalarını onaylamayan devletler tarafından kolay kolay kabul edilmeyecektir.

Irak’ı, Suriye ve Yemen gibi ciddi güvenlik krizlerinin yaşandığı ülkeler arasında değerlendiren Rusya, İran konusuna sadece nükleer silahlar bağlamında değinerek nükleer silahların yayılmasını bölgedeki en ciddi güvenlik sorunu olarak değerlendirmiştir. İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki silahlı örgütler üzerinden yürüttüğü faaliyetler ve diğer bölge devletlerin İran’ın bu politikalarından kaynaklı güvenlik endişelerinden söz etmemiştir. Ayrıca Konsept’te, başta İran gelmek üzere Körfez ülkelerinin birbirine karşı ve uluslararası toplumun bu ülkelere “güvenlik garantisi” vermesini önermektedir. Ancak 26 Mayıs 2018 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Zarif Körfez ülkelerine “saldırmazlık” anlaşması yapılmasını önermiş, bu öneri Rusya’nın dışında herhangi bir ülke tarafından destek görmemiştir. Ayrıca İran’ın politikalarını ve ABD’nin İran politikasını göz önünde bulundurduğumuzda ABD ve Avrupalı müttefiklerin İran’a güvenlik garantisi vermesi çok düşük bir ihtimal olarak görülmektedir.

Rusya’nın Körfez için sunduğu güvenlik önlem paketinde de bazı tartışmalı unsurlar yer almaktadır. Öncelikli olarak “bölge dışı aktörlerin Körfez’e askerî yığınak yapmaması ve silah alımları konusunda sınırlama getirilmesi” yönündeki öneri ABD’nin İran politikasına ters düştüğü gibi İran’ın bölgedeki rakipleri tarafından da kabul edilmesi uzak bir ihtimal olarak görülmektedir. Ayrıca Rusya’nın “füze savunma sistemlerinin bölgede azaltılması” yönündeki önerisi, balistik füze programını geliştiren İran karşısında ABD’nin bölgedeki askerî üslerini savunmasız hâle getireceği gibi silahlı örgütlerin füze saldırılarına karşı Suudi Arabistan gibi diğer bölge ülkelerinin de güvenlik politikalarına ters düşeceği için onlar da buna yanaşmayacaklardır.

Aynı şekilde Körfez bölgesinden “yabancı askerlerin azaltılması” önerisi de ABD’nin bölgeden çekilmesi ve İran’ın bölgenin en büyük gücü hâline gelmesi anlamına geleceği ve güç dengesini Arap ülkelerinin aleyhine değiştireceği için bu ne ABD ne de diğer Körfez ülkeleri tarafından kabul görecektir.

Ayrıca tüm bu aşamaların en sonunda sadece Körfez ülkeleri arasında ve diğer bölge dışı güçlerin sadece bir gözlemci statüsünde katılım sağlayacağı bir BKGİÖ kurulması kendi içinde büyük sorunlar taşımaktadır.

Eğer BKGİÖ, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) niteliğinde bir yapı gibi öngörülüyorsa, Avrupa örneğinde olduğu gibi bu yapı bölgedeki sorunların çözümünde yetersiz kalacaktır. Başta Yugoslavya krizi ve ardından Rusya’nın Gürcistan ve Ukrayna müdahalelerinde olduğu gibi AGİT bu krizlerin patlak vermesinin önlenmesinde işlevsiz kalmıştır.

Eğer bu yapı bir ittifak niteliğinde olacaksa, o zaman bu örgüt ittifakların doğasına aykırı bir şekilde kurulmuş olacaktır. Askerî-siyasi ittifaklar genellikle ortak bir tehdide karşı kurulur. Ortak tehdidin olmaması veya zayıf olması üye ülkelerin ittifaka olan güvenini zayıflatarak ittifakın işlevselliğini ortadan kaldırır. 1979 Devrimi’nden sonra Körfez ülkelerinin ortak tehdidi İran’dır. Bu tehdide karşı Körfez’deki Arap ülkeleri kendi güvenliklerini ABD’yle ikili güvenlik anlaşmalarıyla sağlamıştır. Dolayısıyla da Körfez’deki Arap ülkeleri, ABD’yle müttefiklik ilişkisi, bu ülkelerin İran’a yönelik tehdit algılarındaki fark ve kendi aralarındaki rekabet gibi sebeplerden dolayı kendi aralarında bile ortak güvenlik sistemi kurmakta başarısız olmuştur. İran ve Suudi Arabistan’ın güvenlik politikaları ve ABD’nin küresel konumu ve İran politikası nedeniyle İran’ın dâhil olduğu böyle bir örgütün kurulması uzak ihtimal olarak görülmektedir.

Sonuç olarak, Basra Körfezi için Ortak Güvenlik Konsepti, bölge ve bölge dışı ülkelerin güvenlik politikalarında ve bölgedeki güç dengesinde ciddi değişikliklere yol açacak öneriler sunarken, Rusya’nın kendisinin bu yönde atacağı adımlarla ilgili hiç söz etmemektedir. Dolayısıyla Rusya tarafından önerilen böyle bir konseptin diğer ülkeler tarafından aşamalı da olsa uygulanmaya konulması bir yana sıcak bakılması bile uzak ihtimal olarak görülmektedir.

Rusya, İran, ABD, Körfez Ülkeleri, Basra Körfezi

Barış Pınarı Harekâtı ve Rusya’nın Yaklaşımı

Sabir Askeroğlu

Rusya’nın Barış Pınarı Harekâtı’na yönelik yaklaşımı, Türkiye’yle iş birliğine zarar vermeme ilkesine dayanmaktadır.

Ankara Zirvesi: Diplomasinin Güvenliğe Etkisi

Sabir Askeroğlu

Ankara zirvesi üç ülkenin Suriye’deki güç dengesinin korunması ve siyasi geleceği konusunda çıkarlarının dile getirilmesi ve aktörler tarafından kabul edilmesi açısından da önemli bir gelişme olarak görülmektedir.