Haftalık Şii Basın Özeti Sayı-9 (1-6 Mart 2020)

Şii Dünyasında Geçtiğimiz Hafta Öne Çıkanlar

Golpayegani’den Koronavirüsle Mücadele Hükmü

İran’ın önde gelen taklit merciilerinden Ayetullah Uzma Safi Golpayegani, 29 Şubat Cumartesi günü yayımladığı bir bildiride Şii inancında Humus adı altında toplanan varlıkların bir kısmını (İmam Payı) koronavirüsle mücadele yönünde harcanmasının caiz olduğunu söyledi. Golpayegani aynı şekilde hastanelerde görev yapan sağlık görevlilerine teşekkür ederek halka sağlık yetkililerinin tavsiyelerini dikkate alma çağrısında bulundu. Böylesi hassas dönemlerde görevini hakkıyla yerine getirmenin şeri bir vecibe olduğunu ifade etti. Şii inancına göre mal varlığı belli sınırları aşan kişiler varlığının 1/5’ni “Humus” adı altında taklit merciilerine teslim etmektedir. Günümüzde İmam gaybette olduğu düşünüldüğünden dolayı bu pay; köprü, hastane, okul vb. inşaatı veya doğal afetlerde kullanılır. Koronavirüsün yayılmasıyla birlikte şu ana kadar pek çok âlim ve taklit mercii konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Hamenei’nin Danışmanı Koronavirüsten Dolayı Hayatını Kaybetti

İran Düzenin Yararına Teşhis Konseyi Üyesi ve Hamenei’nin Danışmanı Muhammed Mir Muhammedi 2 Mart Pazartesi günü tedavi gördüğü Tahran Mesih Danişveri Hastanesinde hayatını kaybetti. Mir Muhammedi, Taklit Mercii Ayetullah Şebiri Zencani’nin yeğeni olup 27 Şubat’ta annesini (Zencani’nin kardeşi) koronavirüsten dolayı kaybetmişti. Nitekim Ayetullah Zencani yakınlarının koronavirüs testi de pozitif çıkınca karantina altına alınmıştı. Mir Muhammedi'nin, 6 ve 7. Dönem Kum şehri milletvekilliği başta olmak üzere birçok resmî görevi bulunmaktadır. Aynı zamanda akademik alanda pek çok eseri vardır.

Mühendis’ten Sonra Irak'taki İran Milislerinin Geleceği

ABD’nin düzenlediği suikast sonucu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in öldürülmesinin ardından Irak’taki İran destekli milislerin durumu gündemde olan konulardan. Washington Post, Mühendis’in Irak'ta bıraktığı boşluk hakkında bir rapor hazırladı. Bu raporda iki etkili ismin ölümünün ardından bu grupların gelecekteki stratejik durumları ele alındı. Raporda yer alan bazı öngörüleri sıralayacak olursak:

  • Mühendis’in ölümü ile oluşan bu boşluk sonrasında Irak’taki İran destekli milis güçler bir kaos yaşayabilir ve bunun sonucunda Şii gruplar arasında yeni cepheler açılabilir.
  • İran sahip olduğu bu müttefik ağını, Irak’ta dış güçler tarafından bile eleştirilen hâlihazırdaki siyasi sahnede kontrol etmekte zorlanabilir.
  • Irak’taki İran ağının, siyasi ve pratik deneyime sahip bir lidere ihtiyacı var ve bu sorumluluğu üstlenecek kişinin Ebu Mehdi el-Mühendis’in yerini doldurması yıllar alabilir.
  • Mühendis sonrasında sahneyi şekillendirmek ve sömürmek isteyen rakip Şii milisler arasında olası şiddetli bir çatışma çıkabilir.
  • İran ve ABD'nin doğrudan çatışacağı istikrarsız bir siyasi ortam oluşturması ihtimal dâhilinde.

Raporda ayrıca Irak'taki Şii milislerin yıllardır güç ve kaynaklar için birbirleriyle rekabet ettiğine değinilerek Mühendis’in öldürülmesinden sonra gelecek aylarda bu gruplar arasında bir çatışmaya tanık olunmasının muhtemel olduğu yer alıyor. Raporda Sadr’ın attığı adımlara da değiniliyor. Sadr, “Mehdi Ordusu”nun çalışmalarına yeniden başlamasıyla Amerikan güçlerini Irak'tan çıkarma çabalarına öncülük etmeye ve bunun İran ile bağlantılı olduğunu göstermeye çalışmasının yanı sıra İran'ın ajanlarının doğrudan etkilerini ve güçlerini artırmalarını engelleme çabası olduğu ihtimaline değiniliyor. Raporda, hâlihazırdaki bu durumun, ABD'nin Irak'taki konumunu güçlendirmesi için bir fırsat olabileceği, tersine çevrilmemesi hâlinde Irak'taki İran etkisini zayıflatacağına inanıldığı, yer alan ifadeler arasında.

İran, Iraklı Milislere Yeni Bir Rol Verdi

Ulusal güvenlik sorunlarıyla ilgilenen Just Security web sitesinde yer alan bir rapora göre Irak'taki İran yanlısı bir milis grup, son dönemde "Ketaib Hizbullah" milislerinin yaşadığı aksaklıklardan ve baskılardan sonra önümüzdeki dönemde yeni bir rol oynayacak. Yazar Crispin Smith, Irak hükûmetinde İran etkisinin geleceği ve oradaki yeni stratejisi ile ilgili analizde bulundu.

Ketaib Hizbullahı Genel Sekreteri Ahmed Hamidavi'nin Washington tarafından "terör listesine" alındığına dikkat çeken araştırmacı, "Ketaib Hizbullahı"nın şu anda yakından takip edildiğinin altını çizdi. Araştırmacı, İran'ın önümüzdeki dönemde ABD ve koalisyona karşı faaliyetler yürütmek için "Ketaib Hizbullahı"nın yerini alabilecek bir milis bulmaya çalışacağını söyledi ve bu rolü oynayabilecek milislerin, geçtiğimiz ay Amerikan karşıtı açıklamalar yapan "El-Nuceba Hareketi" olduğunu ileri sürdü. Irak Parlamentosunda temsil edilen “Asa’ib Ehl-i Hak” ve “İmam Ali Tugayları” gibi diğer milislerin bu rolü üstlenmeleri hâlinde kaybetmekten çekindikleri siyasi ve ekonomik çıkarları olduğuna vurgu yaptı. Araştırmacı ayrıca "el-Nuceba Hareketi"nin Amerikan kuvvetlerini hedef almakla tehdit ettiğini ve buna dair düzenli olarak açıklamalar yaptığını belirtti. Hareketin Lideri Ekrem el-Kaabi, Irak sınırları dışında da faaliyetleri olan ve Lübnan Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah ile fotoğrafları bulunan bir isim. Ayrıca Haşdi Şabi içinde Süleymani'nin halefi İsmail Gani ile de tanışan ilk lider. Geçen hafta, el-Kaabi bir basın toplantısında Amerikan keşif uçağının işleyişini gösteren bir harita ele geçirdiğiyle ilgili açık bir mesaj gönderdi. Araştırmacı, Haşdi Şabi’nin son dönemde hükûmete nüfuz ettiğini ifade etti ve Irak Sivil Havacılık Bakanlığı üzerindeki etkilerine değindi. Bu bilgilere ek olarak ve el-Kaabi'nin "açıkça" gönderdiği mesajın Irak kuvvetlerini sıkı takip ettiğinin bir göstergesi olduğuna değindi.

Yazara göre Hareket, İran'ın Irak'taki düşmanlarına askerî olarak direnerek Ketaib Hizbullahı ve Ebu Mehdi el-Mühendis'in bıraktığı sorumluluğu üstlenmeye öncülük ediyor gibi görünüyor. Ayrıca Irak hükûmetindeki Haşdi Şabi'yi takip eden ve askerî bir rol oynamayan diğer milislerin; etki, finansman ve bilgi toplama konularındaki varlıklarından yararlanıldığını belirtiyor.

Hamenei’den Koronavirüs Salgınıyla İlgili Tavsiyeler

İran Devrim Rehberi Ali Hamenei, 3 Mart Salı günü “Tabiat Günleri” adı altında düzenlenen törende bir adet fidan diktikten sonra ülkenin mevcut durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Hamenei ilk olarak bugünlerde koronavirüs salgınından dolayı yoğun çalışan sağlık birimlerine teşekkür ederek yaptığı faaliyetleri “Allah Yolunda Cihat / Cihat Fi Sebilillah” olarak nitelendirdi. Hamenei aynı şekilde halka, sağlık yetkililerinin tavsiyelerini yerine getirme çağrısında bulunarak kişisel sağlığa özen göstermenin şeri bir vazife olduğunu belirtti. Hastalık gibi çaresizlik durumlarında Allah’tan yardım istemenin oldukça önemli olduğunun altını çizen Hamenei, bu bağlamda çeşitli dualarının bulunduğunu özellikle de Şiilikte önemli dinî eserlerden biri olan Sahife-i Seccadiye’nin yedinci duasını tavsiye ettiğini ifade etti. Hamenei koronavirüsten dolayı başka ülkelerde de benzer durumlar olduğunu fakat diğer ülkelerin gerçekleri sakladığını, İran’ın ise dürüstlükle bütün gerçekleri halkla paylaştığını vurguladı. Son olarak bütün yetkili birimlerin sağlık birimleriyle iş birliği yapması gerektiğini ve bu durumun geçici olduğunu ifade etti.

Sistani’den Koronavirüs Salgınıyla İlgili Tavsiyeler

Büyük Taklit Mercii Ayetullah Uzma Ali Sistani’nin Kum kentinde bulunan temsilciliği İran’da koronavirüs salgınının yayılmasıyla 4 Mart Çarşamba günü bir bildiri yayımlayarak tavsiyelerde bulundu. Sistani ilk olarak halkı sabırlı olmaya ve salgınla mücadele eden ekibin ana gövdesini oluşturan sağlık yetkililerinin önerilerini dikkate almaya davet etti. Sistani aynı şekilde bu afetten kurtulmak adına Allah ve Ehli Beyt dergahında dua etmenin de önemli olduğunu vurguladı. Hastaların durumunu anlamak ve iyileşmesi için çaba göstermek Allah’ın rızasına sebep olacağını belirten Sistani, “Humus” olarak toplanan varlıkların “İmam Payı”ndan yarısı bu hastalıkla mücadele yönünde harcanmasının caiz olduğunu ifade etti. Sistani son olarak salgınla mücadele etmek için yoğun çalışan sağlık ekiplerine teşekkür ederek hastalar için acil şifa, hayatını kaybedenler için Allah’tan rahmet diledi.

Hindistan Müslümanlarına Yapılanlara İran’dan Tepkiler

Aralık 2019’da Hindistan’ın yeni vatandaşlık yasasının onaylanmasından bu yana Müslümanlar itiraz duruma itiraz ederek protestolar düzenlemektedir. Protestolar zaman zaman Hindu grupların Müslümanlara saldırısıyla çatışmaya dönüşmektedir. Yakın tarihte Trump’ın Hindistan ziyaretine denk gelecek şekilde çatışmalar yaşandı. Müslümanların hayatını kaybettiği bu çatışmalara, farklı Müslüman ülkelerden tepkiler geldi. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak Müslümanlara karşı yapılan zulmü kınadı ve Hintli yetkililere bütün Hindistan vatandaşlarına eşit davranma çağrısında bulundu. Benzer şekilde taklit mercii Ayetullah Alevi Gorgani 4 Mart Çarşamba günü yayımladığı bildiriyle Hindistan’da Müslümanlara yapılanları Orta Çağ davranışı olarak değerlendirip Hintli yetkililerden bu sorunun çözülmesi için adil bir çıkış yolu bulmasını istedi. Tahran Üniversitesi öğretim üyelerinden Kiyumers Yezdan Penah da Hindistan’da 200 milyona yakın Müslümanın yaşadığını ve Hindistan nüfusunun %14’ünü oluşturan bu kesimin haklarının göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Devrim Rehberi Hamenei de 5 Mart Perşembe günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla yapılan zulmü kınayıp Hindistan yönetiminin bu zulmü durdurması gerektiğini ifade etti.

Hizbullah Lübnan'daki Bir Aktivisti Tehdit Ediyor

Hizbullah’ın, İdlib'deki şiddetli çatışmalar sırasında çok fazla kayıp vermesi Lübnan sokaklarında kafa karışıklığına yol açtı. Bu durum Hizbullah’ı, Suriye'deki varlığını eleştirenleri tehdit etmeye itti. Güney Lübnan'ın Nabatiyeh ilçesine bağlı Azza kasabasından Ali Cemul bu tehdide maruz kaldı. Ali Cemul Facebook sayfasında Hizbullah'ın Suriye'deki savaşa katılmasını eleştiren bir yazı paylaştı ve bu nedenle bölgedeki bir Hizbullah yetkilisi tarafından saldırıya uğradı. Ali Cemul, Al Arabiya'ya yaşadığı durumu anlattı. Facebook sayfasında Seyyide Zeynep Türbesi’ni koruma başlığı altında insanları savaşa götürdüklerini içeren ve partinin Suriye'deki savaşa katılımını eleştiren bir gönderi yayımladığını ve bunun ardından ailesi, işi ve yaşadığı yerle ilgili birtakım tehdit mesajları aldığını ifade etti. Ayrıca kardeşinin darp edildiğini ifade eden Ali Cemul özür dilemediği takdirde, Hizbullah yetkilisinin şehre geri döndüğünde kendisine saldıracağına dair tehdit ettiğini ancak kendisinin özür dilemeyeceğini belirtti.

Kataib Hizbullah’tan Irak İstihbarat Şefine Ciddi Suçlamalar

Irak'taki Ketaib Hizbullahı, Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Mustafa el-Kazımi’yi, Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Lideri Ebu Mehdi el-Mühendis'in suikastına yardım etmekle suçladı. Güvenlik görevlisi Ketaib Ebu Ali el-Askeri tarafından yapılan açıklamada Adil Abdulmehdi'ye değinildi ve onun önündeki tek noktanın Mercii'nin görüşü olduğuna inandıklarını ve bu yüzden bu engel kaldırılırsa görevini yerine getirmeye ve görevlerini tamamlamaya devam edeceği vurgulandı. Bazı kişiler İstihbarat Teşkilatı Başkanı Mustafa el-Kazımi'nin başkanlık adaylığını tartışarak Süleymani ve Mühendis'in öldürüldüğü Amerikan suikastına yardım etmekle suçladı. Bu suçlamanın yapıldığı kişinin adaylığının Irak halkına savaş ilan etmekle aynı şey olduğunu ve ülkenin güvenliğini ihlal etmek anlamına geldiği şeklinde görüş beyan ettiler.

Irak İstihbaratı, Mühendis ve Süleymani Suikastı ile İlişkisini Reddetti

Irak istihbaratı, Teşkilat Başkanı Mustafa el-Kazımi'nin Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in ve İran Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin suikastıyla ilgili suçlamaları reddetti. Bu reddetme, Irak'taki Hizbullah Tugaylarındaki üst düzey bir yetkilinin el-Kazımi'yi 3 Ocak'ta Bağdat Havaalanı yakınında ABD'nin gerçekleştirdiği suikasta yardım etmekle suçladığı açıklamaya yanıt olarak geldi. Irak İstihbarat Teşkilatı yaptığı açıklamada, bu suçlamaların geçersiz olduğunu ve sivil barış için açık bir tehdit oluşturduğunu ifade ederek, kurumun başkanına ve güvenlik hizmetlerinin itibarına zarar verdiğini vurguladı. Açıklamanın devamında istihbaratın işlevinin siyasi kaprislere maruz kalmak değil ülkeye ve halka hizmet etmek olduğu vurgulandı.

Irak Hükümetini Kurmak İçin İstihbaratın Şansı Yükseliyor

İstifa eden Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin “gönüllü yokluğunun” yansımaları devam etmekte. Irak'taki siyasi süreçteki en garip durumu temsil eden grup olan ve siyasi çevreleri de oldukça meşgul eden Tahran taraftarları, Irak Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürülmesi ve devlete darbe yapmak ile suçlanan, geçici hükûmeti kurma şansı artmakta olan Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Mustafa el-Kazımi'ye karşı açık bir saldırı başlattı. Gözlemciler, Abdulmehdi'nin başbakanlık görevini gönüllü olarak bırakma beyanının, İran'ın güvenliği ve idari etkisi için daha fazla yer açmak ve İran'a sadık, son derece zayıf ve Tahran'ın daha kolay yönlendirebileceği ekibe güç vermek anlamına geldiğini belirtti. Başbakan'ın yetkilerini Cumhurbaşkanı Berhem Salih'e aktaran anayasal yorumlara yol açabilecek pozisyonun boşluğu göz önüne alındığında bu sorun, Muhammed Allavi'nin geri çekilmesi ve hafta sonu hükûmeti kurmaması sonrasında daha da kötüleşti. Gözlemciler, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı’na karşı sert duruşun siyasi güçler arasında bir sonraki hükûmete başkanlık etmek için aday olma şansının arttığının bir göstergesi olduğunu belirtti. Bu, Tahran'ın Irak'taki müttefiklerini zor durumda bıraktı. Çünkü el-Kazımi, Tahran'a karşı çıkan ulusal eğilim atmosferine yakın biri.

Afganistan Başkentinde Silahlı Saldırı

Afganistan Hazara Türklerinin eski Lideri Abdülali Mezari’nin 25. Ölüm Yıl Dönümü münasebetiyle düzenlenen törende silahlı saldırı gerçekleşti. Saldırı, Afganistan Yüksek Barış Konseyi Başkanı Muhammed Kerim Halili’nin konuşması esnasında meydana geldi ve televizyonlardaki canlı yayına yansıdı. Eski Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, İcra Kurulu Başkanı Abdullah Abdullah, İslami Vahdet Partisi Muhammed Muhakkik ve pek çok üst düzey devlet yetkilisinin katıldığı törende saldırı sonucunda yaklaşık 20 kişi hayatını kaybettiği ve çok sayıda yaralının olduğu haberlerde yer aldı. Abdülali Mezari Afganistan Hazara Türklerinin Lideri ve Vahdet Partisi’nin Başkanı olup “Afganistan’da Etnik Grupların Birliği” söylemiyle bilinmektedir. 12 Mart 1995’te Taliban tarafından öldürülen Mezari, Afganistan devleti tarafından “Milli Birlik Şehidi” unvanıyla resmen tanınmaktadır.