İran Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin İlk Tur Sonuçlarını Nasıl Anlamak Gerekir?

İran Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin İlk Tur Sonuçlarını Nasıl Anlamak Gerekir?
İkinci tura kalan adayların profili bize, İran siyaset sahnesinin tekrar belirgin şekilde iki kutba ayrıldığını ve Ruhani hükümeti döneminde sıkça dile getirilen “ılımlı” yahut “üçüncü yolcu” siyasetin pek bir geçerliliğinin kalmadığını gösteriyor.
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz
Başkan Yardımcısı Serhan Afacan

İran’da İbrahim Reisi’nin 19 Mayıs’taki helikopter kazasında hayatını kaybetmesiyle fiilen başlayan cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ilk tur geride kaldı. Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından adaylığı onaylanan isimlerden Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızade Haşimi’nin seçimlerden kısa süre önce “devrimci cephe” lehine yarıştan çekilmesiyle Mesud Pezeşkiyan, Said Celili, Muhammed Bakır Kalibaf ve Mustafa Purmuhammedi’nin dört aday olarak girdiği 28 Haziran’daki ilk tur seçimler, ortaya birçok gözlemci için sürpriz niteliğinde ve dikkatle tahlil edilmesi gereken sonuçlar çıkardı. İran içinde ve dışında 61 milyon 452 bin 321 kayıtlı seçmenin yüzde 39,9’unun sandık başına gittiği seçimde, Pezeşkiyan oyların yüzde 42,6’sını Celili ise 38,8’ini alırken Kalibaf şaşırtıcı şekilde yüzde 13,8’de kaldı. Purmuhammedi’nin yüzde 0,8’de kalması ise sürpriz olmadı. Kullanılan oylardan 1 milyon 56 bin 159’u ise geçersiz sayıldı. Bu denkleme göre 5 Temmuz Cuma günü yapılacak ikinci turda Pezeşkiyan ve Celili yarışacak. Bu da İran’ın cumhurbaşkanının ya reformist bir isim ya da muhafazakar cephede dahi gerek iç politikada gerekse de dış politikada daha sert tutumuyla öne çıkan bir isim olacağı anlamına geliyor. Bunun İran için orta ve uzun vadede önemli sonuçları olacağı gibi sürecin kısa vadeli sonuçları da eşit derecede önemli olacak. Bu noktada da tarafların ilk tur için ne umduğu ve neyle karşılaştığı soruları öne çıkmaktadır.

Öncelikle her ne kadar tabiatıyla bu yönde açık bir beyanat bulunmasa da başta Devrim Rehberi Ali Hamenei gelmek üzere İran müesses nizamının Reisi sonrasında cumhurbaşkanlığı koltuğunda yine muhafazakar bir ismi görmek istediğini ve tercihen bu ismin Kalibaf olduğunu belirtmek gerekir. Nitekim Hamenei 15 Haziran’da Bilim Olimpiyatları’nda madalya kazanan bir grup bilim insanını kabulünde yaptığı konuşmada, sandığa gitmenin önemine değindikten sonra cumhurbaşkanı seçerken kimin “devrimin ölçütlerine daha yakın bulunduğuna ve bu ölçütler doğrultusunda çalışma yeteneğine sahip olduğuna” bakılması gerektiğini vurgulamıştı. Geride kalan haftalarda bu meyanda çok sayıda açıklama da geldi. Bunlardan biri Kum Havzası Hocaları, Yöneticileri ve Seçkinleri Seferberliği Merkezinde yine 15 Haziran’da katıldığı seçim konulu bir konferansta konuşan Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Siyasi Yardımcısı Yedullah Cevani’nin şu ifadeleriydi: “Şayet İran halkı bu karmaşık koşullarda milli menfaatlerine ve ülkenin bölgedeki stratejik derinliğine sahip çıkmak istiyorsa çalışkan, iş üreten ve İslam’ın esaslarına inanmış bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duymaktadır. Zira geçmişe baktığımızda bir zamanlar iktidarda, devrim hareketini gerektiği kadar ivmelendirmeyen ve bazen de rotayı değiştirmeye çalışan grup ve partilerin bulunduğunu görürüz.”

Birinci turun ortaya çıkardığı kısa vadeli en net görüntülerden biri, muhafazakarlar içinde en azından muhafazakar seçmen nezdinde Kalibaf’ın artık siyaseten bir karşılığının olmadığı. Nitekim İran’da ilk turda sonuçlanmayacağına baştan itibaren kesin gözüyle bakılan seçimlerde, ikinci turda Pezeşkiyan’ın karşısına Kalibaf’ın çıkacağı yönünde öngörüler gerçekleşmedi. Bundan sonrası için Kalibaf açısından Meclis başkanlığı koltuğunu korumak dahi tatminkar bir başarı olacaktır. Ayrıca ikinci turdaki sonuçtan bağımsız olarak 58 yaşla İran siyasi elitleri arasında görece genç yaştaki Celili, İran siyasetinde önemli bir odak haline gelmiş bulunuyor. Diğer bir ifadeyle Celili, ilk turda aslında aynı siyasi cenahta durduğu düşünülen Kalibaf’ı mağlup etti. 2007-2013 arasında Milli Güvenlik Yüksek Konseyi genel sekreterliği ve nükleer müzakere heyeti başkanlığı yapan ve kayda değer bir siyasi tecrübeye sahip olan Celili’nin bu potansiyel gücü kalıcı bir siyasi nüfuza tahvil etme konusundaki hüneri geleceğinde belirleyici olacaktır. Aksi takdirde Celili, sıklıkla benzetildiği ve birlikte çalıştığı Mahmud Ahmedinejad’la aynı kaderi paylaşıp formel siyasi arenada kalıcı bir siyasi nüfuzdan yoksun kalacaktır.

Birinci tur özelinde görülen bir diğer gerçek, yapılan tüm çağrılara rağmen seçmenin sandığa gitmemesi oldu. Bu genellikle İran muhafazakarları üzerinden açıklanan bir durum ama 28 Haziran’da Pezeşkiyan’ın da seçime katılımı artırmada kayda değer bir rolünün olmadığı görüldü. İran müesses nizamı geride kalan yıllarda gerek aday adaylıklarını onaylarken alınan keyfi kararlar gerekse de siyasetin çözüm üretmesi gereken birçok yerde siyasi iradenin önünü tıkayan adımlar atarak halkın iradesine ket vuracak o kadar çok yanlışa imza attı ki bir noktadan sonra toplumun artan bir kesimi siyasetten ümidini kesme ve sandığa ilgisini kaybetme noktasına geldi. Nitekim 2021’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 48,8’de kalan seçimlere katılım oranı Mart 2024’teki genel seçilmelerde yüzde 40’ı ancak aşabildi ve yüzde 40,64 oldu. Bunun sonucunda da Cuma günü yapılan ilk turda seçimlere katılım Hamenei’nin “utanç verici” olarak nitelediği yüzde 40’ı bile bulamadı. Her ne kadar daha çekişmeli geçmesi beklenen ikinci turda oy oranının bir miktar daha artması muhtemelse de seçmenin genişleyen bir bölümünün neredeyse sandıkla bağlantısının kalmadığı gerçeği değişecek gibi durmamaktadır.

28 Haziran Cuma günü ortaya çıkan tablonun İran’da reformist siyaset için ne ifade ettiği, belki de önümüzdeki süreçte üzerinde en fazla durulacak konulardan biri olacak. Seçimlere günler kala biri Meşhed’de Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ara buluculuğunda diğeri ise Tahran’da eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı ve eski Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ara buluculuğunda olmak üzere Kalibaf ile Celili’yi bir araya getirerek uzlaşı yolu arayan muhafazakar kanadın, Celili’nin Kalibaf’ın bu kadar üstünde bir oy alacağını öngörememiş ve sırf seçimleri birinci turda bitirme amacıyla Celili’yi Kalibaf lehine çekilmeye ikna etmeye çalışmış olması çok zayıf bir ihtimaldir. Burada görüşmelerin, halihazırda gerçeklemiş olan senaryo durumunda Celili’nin Pezeşkiyan karşısında ikinci turda şansının olmayacağı ve bu denklemde Kalibaf’ın daha kuvvetli bir isim olacağı fikri ekseninde yapılmış olması daha kuvvetli bir olasılıktır. Celili Kalibaf’ı mağlup ettikten sonra şayet Pezeşkiyan da Celili’yi mağlup ederse bu ona reformist siyaset içinde önemli bir alan açacağı gibi muhafazakarlar arasındaki çatışmayı da derinleştirecektir.

Sonuç itibarıyla İran’da seçimlerin ikinci turu oldukça çekişmeli geçecek ve iki adaydan herhangi birinin kazanması sürpriz olmayacaktır. İkinci tura kalan adayların profili bize, İran siyaset sahnesinin tekrar belirgin şekilde iki kutba ayrıldığını ve Ruhani hükümeti döneminde sıkça dile getirilen “ılımlı” yahut “üçüncü yolcu” siyasetin pek bir geçerliliğinin kalmadığını gösteriyor. Mevcut iki isimden hangisinin ipi göğüsleyeceğini ise birinci turda sandığa gitmeyen çoğunluktaki seçmen grubunun ikinci turda sandığa gidip gitmemesi kadar Kalibaf’a oy verenlerin onun denklem dışı kalmasıyla kime yöneleceği de belirleyecek. Her ne kadar Kalibaf, Celili’ye desteğini açıklamış olsa da onun oylarının blok olarak Celili’ye gitmesi beklenmemektedir. Pezeşkiyan ise oylarını artırmak için Celili’nin iç ve dış siyasetteki sert tutumu üstünde duracak ve bunun İran’ı felakete sürükleyeceğini savunarak seçmeni kendisi lehine sandığa çekmeye çalışacaktır. Nitekim Ruhani döneminde iletişim ve bilgi teknolojileri bakanı olarak görev yapmış olan ve Pezeşkiyan’ı destekleyen Muhammed Cevad Azeri Cehromi, seçimlerden sonra yaptığı sosyal medya paylaşımında “İran’ın Taliban’ın eline geçmesine izin vermeyeceğiz” diyerek siyasi hasımlarının “İran’ın Taliban’ı” olarak tanımladığı Celili’yi sert şekilde hedef aldı. Genel anlamda birinci turdaki tablodan hoşnut olmayan müesses nizam ise en azından ikinci tura katılım oranının yüksek olmasını önceleyecektir.

Ezcümle 5 Temmuz Cuma günü İran İslam Cumhuriyeti belki de tarihinin en ilginç seçimlerinden birine tanık olacak. Seçimlere ilişkin pek bir heyecanın olmadığı görülen İranlı seçmenin özellikle birinci turda oy kullanmayan kesiminin önemli bölümü, sandığa kimin seçilmesini değil kimin seçilmemesini istediğini merkeze alarak gidecektir. Ne var ki İran’da sandığın ve siyasetin gücüne olan güveni artırmadan seçmeni harekete geçirmek imkansız görünmektedir. Şüphesiz seçimlerin birinci turundan çıkan en önemli sonuçlardan biri budur.